İklim, su ve tarımda yeni dönem: Belediyelere iklim planı zorunluluğu, içme suyu havzalarına JES yasağı

İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından uygulamaya yönelik ilk kapsamlı adımlar atıldı. 4 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan üç ayrı yönetmelik değişikliğiyle yerel yönetimlerin iklim politikalarından içme suyu havzalarının korunmasına, tarım arazilerinin kullanımından jeotermal yatırımlara kadar birçok alanda yeni kurallar getirildi. Düzenlemeler, özellikle kuraklık riskinin arttığı, jeotermal yatırımların yoğunlaştığı ve tarım arazilerinin farklı kullanım baskılarıyla karşı karşıya olduğu Ege Bölgesi açısından dikkat çekici hükümler içeriyor.

Yeni düzenlemeler; belediyelerden yatırımcılara, su ve kanalizasyon idarelerinden tarım üreticilerine, meslek odalarından ekoloji örgütlerine kadar geniş bir kesimi doğrudan ilgilendiriyor. Özellikle yerel yönetimlerin hazırlayacağı iklim eylem planlarının nasıl şekilleneceği, içme suyu havzalarında yeni yatırım kararlarının nasıl etkileneceği ve tarım alanlarına ilişkin değişikliklerin uygulamaya nasıl yansıyacağı önümüzdeki dönemde yakından izlenecek.

Belediyelere 5 yıllık iklim eylem planı zorunluluğu

Resmî Gazete’de yayımlanan Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ve İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Yönetmeliği, yerel yönetimlere iklim politikalarının hazırlanması ve uygulanması konusunda doğrudan sorumluluk yüklüyor.

Düzenlemeye göre büyükşehir ve il belediyeleri, valiliklerin koordinasyonunda 2028-2032 dönemini kapsayacak beş yıllık Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) hazırlayacak.

Valilerin başkanlığında oluşturulacak İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları (İl İDKK) bünyesinde kamu kurumlarının yanı sıra üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da yer almasının önü açılıyor. Yönetmelik ayrıca, iklim politikalarının hazırlanması ve uygulanmasında kırılgan grupları, istihdamı ve sosyal etkileri gözeten “adil geçiş” yaklaşımını da mevzuata dahil ediyor.

İçme suyu havzalarında JES ve enerji yatırımlarına yeni sınırlamalar

İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik’te yapılan değişikliklerle, içme suyu kaynaklarının bulunduğu havzalarda yeni kısıtlamalar getirildi.

Buna göre içme suyu havzalarının mutlak, kısa, orta ve uzun mesafeli koruma alanlarında jeotermal enerji santralleri (JES), termik santraller ve gazlaştırma tesislerinin kurulmasına izin verilmeyecek.

Yönetmelikle ayrıca içme suyu temin edilen baraj, gölet ve doğal göllerin su yüzeylerinde yenilenebilir enerji santralleri dahil hiçbir enerji santralinin kurulamayacağı hükme bağlandı.

Düzenleme bununla da sınırlı değil. Havza koruma alanlarının sınırları kadastro paftalarına işlenecek ve tapu sicilinin beyanlar hanesinde gösterilecek. Koruma alanlarında bulunan bazı Hazine tarım arazileri ile 2/B alanlarının satışına da sınırlamalar getirildi.

Tarım arazilerinde yeni kriterler

Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik’te yapılan değişikliklerle tarımsal yapılaşmaya ilişkin kriterler de yeniden düzenlendi.

Tarımsal amaçlı yapıların değerlendirilmesinde esas alınan arazi büyüklüğü 5 hektardan 2 hektara düşürüldü. Böylece daha küçük ölçekli tarım arazilerinde yapılacak yapılar da izin ve denetim kapsamına alınmış oldu.

Yönetmelikle ayrıca entegre tarımsal tesis tanımı genişletilerek “jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları” da bu kapsama dahil edildi. Böylece jeotermal enerjiyle çalışan teknolojik seralara ilişkin izin süreçlerinde yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu.

Resmî Gazete’de yayımlanan bu üç düzenlemenin uygulamada nasıl karşılık bulacağı ise önümüzdeki dönemde netleşecek. Yerel yönetimlerin iklim eylem planlarını nasıl hazırlayacağı, içme suyu havzalarındaki mevcut ve planlanan yatırımların yeni hükümlerden nasıl etkileneceği ile tarım arazilerine ilişkin değişikliklerin sahadaki sonuçları, yönetmeliklerin uygulanmasıyla birlikte daha belirgin hale gelecek.

Paylaşmak için:
Seferi Keçi

Kültür-yaşam dergisi

Bir cevap yazın