Dikili’de halk Küba için buluştu: Ambargoya karşı ‘güneş toplama’ seferberliği

Maraş depreminde felaketi yaşayanların yanında olan, dünyanın farklı noktalarında salgın hastalıklarla mücadelede doktorlarını seferber eden, kanser tedavilerindeki başarısıyla dünyanın pek çok ülkesinden hastaya umut olan Küba, ABD ablukası nedeniyle tarihinin en zor günlerini yaşıyor.

Adada yaşanan enerji krizi Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in ifade ettiği gibi, ‘soğukkanlı bir soykırım’a dönüşmek üzere. Dünya tarihinde görülmemiş bir kıskaca alınan 9 milyonluk ada ülkesi için Türkiye’deki Küba dostları “Küba’ya Güneş Topluyoruz” kampanyası başlattı.  Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas ve José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan Dikili’deki halk buluşmasında Küba’daki son durumu anlattı.

Trump yönetiminin küçücük bir ada ülkesi olan Küba’ya uyguladığı yaptırımlar ve ağır abluka şartları adada ciddi bir enerji krizine yol açtı. Küba bugün  ihtiyacı olan medikal ürünlerden, enerji üretimi için gerekli petrolden, halkın beslenmesi için ihtiyaç duyulan gıdalardan yoksun. 

Tarihinin en boğucu döneminde olan Küba’da yaşananlar artık adeta soykırımı andırıyor. Aylardır devam eden abluka nedeniyle elektrik son derece kısıtlı kullanılabiliyor. Yaşlılar ve kronik hastalarda ölüm oranları yükselişte. 2025 yılında ilk defa yeni doğan ölümleri iki katına ulaştı. Küba hükümeti, geçen Mart ayında 100 bin civarında hastanın ameliyat beklediğini açıklamıştı, ancak ablukadan sonra bu sayının katlanarak arttığı söyleniyor. Ablukadan önce halkını en yüksek oranda aşılayan ülkelerden biri olmakla kalmayıp dünyada tüm çocuklarını aşılayabilen ve kendi ulusal aşısıyla aşılayabilen ilk ülke olan Küba’da bugün 30 bini aşkın çocuk aşı olamıyor ve 20 bin hasta radyasyon ve diyaliz tedavisi göremiyor.

Matanzas, Küba, 2 Nisan 2026. Foto: magnumphotos

Enerji yoksunluğu sağlıklı içme suyundan gıdaya pek çok alanda Küba halkına cehennemi yaşatıyor. Buzdolapları çalışmadığı için gıdalar korunamıyor, gaz ve elektrik kesintileri yüzünden insanlar odun ve kömür yakarak yemek yapabiliyor. Turizm ve konaklama sektörü çöküşte. 2025’ten bu yana yaşanan kitlesel göçlerle adanın genç nüfusunda belirgin bir azalış var.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ablukanın kaldırılmasına yönelik kararlar ezici çoğunlukla kabul edilse de ABD’nin diplomatik baskılarıyla uluslararası direnç kırılıyor. Kısacası Küba ayakta kalmak için tüm gücünü kullanırken, dünya sessizce izliyor.

Haysiyetle direnmek Küba halkının tarihsel mirası

Küba halkı tarihinden aldığı mirasa dayanarak haysiyetle mücadeleye devam ederken bu direncin temelinde Fidel Castro’nun bundan tam 73 yıl önce, bir sorgu hakiminin karşısında sarf ettiği şu sözler var; “Dünyada yeteri kadar ışık olması gerektiği kadar belli bir derecede şeref ve haysiyet de olmalıdır. Arsızların sayıları çoğaldığı zaman kendi içlerinde birçok insanın şerefini taşıyabilen insanlar daima olacaktır. Bu insanlar, özgürlüğü, yani insan haysiyetini çalanlara güçle karşı koyan insanlardır. O adamların içinde binlerce insan vardır. Bütün insanlık vardır, insanlık onuru vardır.”

Küba’da isyan ateşini başlatan tarih: 26 Temmuz 1953

73 yıl önce Küba Devrimi’nin lideri Fidel Castro ve arkadaşları Diktatör Batista’yı yıkmak için 26 Temmuz 1953 tarihinde Moncada Kışlası’na bir baskın düzenlemiş; ancak baskın yenilgiyle sonuçlanmıştı.  Castro ve arkadaşları rejim güçleri tarafından yakalanmışt, bir kısmı ağır işkencelerde hayatını kaybetmişti. Ancak tarih, bu haysiyetli insanların yanında duracak, Castro yaptığı tarihi savunmadan altı yıl sonra faşist diktatörlük çökecek; Castro ve arkadaşları hayal ettikleri Küba’yı adım adım inşa edeceklerdi.  İşte bu nedenle Küba Devrimi’nin ateşinin yandığı ilk tarih 26 Temmuz 1953 Moncada baskını olarak kabul ediliyor. Ve nice Kübalı yurtseverin hayatına malolmuş olsa da  26 Temmuz’u Küba’da isyanın ve devrimin bayramı olarak kutlanıyor. 

Bu yıl Türkiye’deki Küba dostları 26 Temmuz’u  80’li yıllarda barış, demokrasi ve emek şenliklerinin adresi olan Dikili’de kutlamak için buluştu.  Buluşmaya Küba Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Raúl Ernesto Madrigal Cárdenas ve José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan da katıldı. Ankara ve İstanbul’dan sonra Dikili’de gerçekleşen halk buluşmasında yarım asırdır ekonomik kuşatma altında yaşamaya çalışan Küba’nın Trump hükümeti döneminde maruz kaldığı ağır koşullar ve ülkede yaşanan insani krize karşı geliştirilen stratejiler ele alındı.

Başkonsolos Cárdenas konuşmasında küresel sağ bloğu oluşturan güçlerin Küba’nın yarım asırdan fazladır sürdürdüğü direnişi affetmediğini ve özellikle son yıllarda ABD kaynaklı saldırıların “görülmemiş düzeyde” arttığını söyledi.

“Her ne kadar Küba bir barış ülkesi olsa da eğer emperyalizm bir gün bizi işgal etmeye çalışırsa sanmasınlar ki savaşmayacağız. Hükümetimiz ve Küba halkı elleri kolları bağlı beklemiyor. Küba Devrimi’ni savunmaya ve insanlığa olan borcumuzu yerine getirmeye hazır olduğumuzu bilmenizi istiyoruz” diye devam eden Başkonsolos, “Gazetelerin Küba’daki sorunlardan, enerji krizinden bahsettiğini görüyoruz. Ama kimse bu işin sebebini ve failini söylemiyor. Olanın yerine sanki Küba’daki sistem çöküyor, sanki bu Küba halkının kendi eksikliği ve hatasıymış gibi bir izlenim yaratılmaya çalışılıyor” sözleriyle medyadaki dezenformasyonun boyutuna dikkat çekti.

Dünyanın yardımına koşan Küba ile şimdi dayanışma zamanı

Bugüne dek petrol konusunda dışa bağımlı olan Küba’nın en büyük petrol tedarikçisi Venezuela olmuştu ancak ABD hükümetinin 2026 Ocak ayında Venezuela’ya yönelik askeri ve siyasi müdahalesi iki ülke arasındaki ”doktor ve güvenlik hizmeti karşılığında ucuz petrol” takasının da  sonunu getirdi. Bu son hamlenin ardından farklı arayışlara giren adadaki enerji alt yapısını petrolden güneşe kadırmaya çabaladıklarını anlatan  Cárdenas “Geçtiğimiz yıl enerji üretimi içinde yüzde 5 olan güneş enerjisinin payı bugün yüzde 20’lere dayandı. 2030 yılına kadar bu oranı çok daha yukarılara çekmeyi hedefliyoruz. Bu strateji bizim için kendi gücüne inanmak ve direnmenin bir parçası. Küba tüm kısıtlı imkânlarına rağmen dünya halklarıyla sarsılmaz bağlar kurdu çünkü bizim için dayanışma çok doğal bir görev. Bu dayanışma bugün pek çok yerde karşımıza çıkıyor, örneğin işgal altındaki Filistin’de görev yapan Filistinli doktorların önemli bir kısmı Küba’da eğitim aldı. Türkiye halkı da her zaman Küba’nın yanında oldu, bunu her zaman takdir ettik, ediyoruz. Türkiye’deki dostlarımızın güneş enerjisi seferberliğine maddi-manevi desteği Küba halkı için hayati önem taşıyor” diye konuştu.

Dikili’deki buluşmada Küba’nın güneş enerjisi üretimini arttırmak için sürdürdüğü seferberliğe destek kapsamında merkezi Ankara’da bulunan Jose Marti Küba Dostluk Derneğinin başlattığı “Küba’ya Güneş Topluyoruz” kampanyası hakkında bilgi verildi. Dernek Başkanı Nahide Özkan, Küba Cumhuriyeti devleti ile yapmış olduğu protokol ve Türkiye’deki resmi makamlardan aldığı izinler kapsamında başlatılan dayanışma kampanyası ile Küba’nın Santa Clara kentinde bulunan Üniversite Hastanesi Ernesto Che Guevara Kardiyoloji Merkezi, Daniel Codorniu Pruna Genel Eğitim Hastanesi ve Freddy Maymura Hurtado Psikopedagoji Merkezi’ne gönderilmek üzere, güneş panelleri, inverterler ve enerji depolama için bataryalar temin edilmesinin amaçlandığını aktardı.

Özkan, elektriğin yalnızca aydınlatma sağlamak için değil, çeşitli tıbbi cihazların çalışması için de hayati öneme sahip olduğunu belirterek “Gönderdiğimiz paneller, ventilatörler, röntgen vb görüntüleme sistemleri, tıbbi müdahale ekipmanları, ilaç ve numuneler için soğutucular ile havalandırma sistemleri gibi kritik cihazların çalışmasını da sağlayacak” dedi.

Paylaşmak için:

Bir cevap yazın