- İstihdam artıyor, sendikalılık geriliyor: İşçilerin yüzde 86’sı TİS güvencesinden uzak! - Temmuz 29, 2026
- Tarlada ve sokakta termal adaletsizlik: Sıcak dalgası ve kentsel ısı adası emekçiler için iklim afetine dönüşüyor - Temmuz 26, 2026
- Resmi veriler ve saha gerçekleri: İzmir ormanları yangına ne kadar hazır? - Temmuz 23, 2026
Küresel iklim krizinin derinleşmesiyle yükselen sıcaklıklar ve betonlaşmanın tetiklediği Kentsel Isı Adası etkisi, çalışanlar için ölümcül bir sağlık tehdidine dönüşüyor. Dünyada çalışma saatleri ve yasal mola zorunlulukları devreye sokulurken, İSG Eğitmeni Rengin Genç İnal Türkiye’deki denetimsizliğe dikkat çekiyor: “Isı stresi erken fark edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Tarlada ölüm riski 35 kat fazla
Küresel iklim krizinin derinleşmesiyle birlikte yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve betonlaşmanın tetiklediği Kentsel Isı Adası etkisi; sokakları, şantiyeleri, tarlaları ve havalandırmasız kapalı alanları çalışanlar için birer sıcaklık tuzağına dönüştürüyor. Türkiye genelinde sahaya yansıyan tabloda, aşırı sıcaklar altında bayılan işçilerin ayran verilerek çalıştırmaya devam ettirildiği ağır hak ihlalleri yaşanırken, yapılan araştırmalar tarım emekçilerinde aşırı sıcaklara bağlı ölüm riskinin diğer sektörlere kıyasla 35 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. İklim modellemeleri ise tedbir alınmadığı takdirde yüzyıl sonunda sadece İstanbul’da aşırı sıcaklara bağlı ölümlerin 10 kat artabileceğini öngörüyor.

Sıcak hava dalgaları ve kentsel ısı stresi karşısında dünya genelinde somut yasal adımlar atılıyor. Örneğin İspanya’da meteorolojinin yüksek sıcaklık uyarısı verdiği günlerde inşaat, tarım, belediye temizlik işçileri ve kuryeler için 13.00–17.00 saatleri arasında dış mekân çalışmaları yasaklanıyor. Belçika ve Macaristan gibi ülkelerde ise işin fiziksel ağırlığına göre işverenlerin gölgeli dinlenme alanları ve soğuk içecek sağlaması, mola sürelerini artırması, çalışma temposunu düşürmesi ve esnek mesaiye geçmesi zorunlu tutuluyor. Güney Kıbrıs ve Körfez ülkelerinde de benzer saat kısıtlamaları uygulanırken, Türkiye’de mevzuat eksikliği ve denetimsizlik yüzünden işçi sağlığı büyük risk altında kalmayı sürdürüyor.
İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitmeni Rengin Genç İnal da aşırı sıcakların meteorolojik bir detay değil, doğrudan yaşam hakkını tehdit eden “görünmez bir mesleki tehlike” olduğuna dikkat çekiyor. İnal, kentsel ısı adası etkisi ve sıcak hava dalgalarının birleşerek bileşik bir iklim afetine dönüşebileceğini vurgulayarak, işyerlerinde ve kentlerde acil önlem alınması gerektiğini belirtiyor.

“Sağlık sadece hastalık yokluğu değildir”
Türkiye’nin de taraf olduğu ve 22 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe giren ILO C155’e (İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi) dikkat çeken Rengin Genç İnal, sözleşmenin 3. maddesini hatırlattı. İnal, sözleşmeye göre “sağlık” teriminin yalnızca hastalık veya sakatlığın bulunmaması anlamına gelmediğini; çalışma sırasında hijyen ve güvenlikle doğrudan ilişkili olan, sağlığı etkileyen tüm fiziksel ve zihinsel unsurları da kapsadığını ifade etti.
Isı stresi ve geç ortaya çıkan tehlike: Şiddetli susuzluk
Isı stresinin, vücudun iç sıcaklığını düzenleme mekanizmasının işlevini kaybetmeye başlamasıyla ortaya çıktığını belirtilen İnal, belirtiler ve riskler hakkında şu bilgileri verdi:
“Isı stresi insanları farklı şekillerde etkileyebilir ve bazı kişiler bu durumdan diğerlerine göre daha fazla etkilenebilir. Belirtileri arasında konsantrasyon güçlüğü, kas krampları, deri döküntüsü, şiddetli susuzluk, bayılma, ısı yorgunluğu, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, nemli cilt, ısı çarpması, zihin bulanıklığı, kasılmalar ve bilinç kaybı yer alır. Özellikle şiddetli susuzluk, çoğu zaman ısı stresinin geç ortaya çıkan belirtilerinden biridir. Erken dönemde fark edilmez ve gerekli müdahale yapılmazsa ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.”

Termal konforu etkileyen 6 temel faktör
Termal konforu; çalışanların solunum ve dolaşım sistemleri zorlanmadan vücut fonksiyonlarını rahatlıkla yerine getirebildiği işyeri ortamı olarak tanımlayan İnal, ideal çalışma ortamı için çevresel koşulların, yapılan işin özelliklerinin ve çalışanların bireysel özelliklerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
İnal, termal konforun değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken altı temel faktörü şöyle sıraladı:
- Hava sıcaklığı: Çalışma alanlarında asgari çalışma sıcaklığı sağlanmalıdır. Bu sıcaklık genel olarak en az 16 °C, fiziksel olarak ağır işlerde ise en az 13 °C olmalıdır.
- Radyant ısı: Ortamın ne kadar sıcak hissedildiği üzerinde çoğu zaman hava sıcaklığından daha fazla etkiye sahiptir. Güneş, elektrikli ısıtıcılar, fırınlar, ocaklar, kurutucular, sıcak yüzeyler, makineler ve erimiş metal/cam gibi malzemeler kaynak oluşturur.
- Hava hareketi ve hızı: Sıcak ve nemli ortamlarda hareket eden hava, sıcaklık değişmese bile konveksiyon yoluyla vücudun ısı kaybını artırarak serinlemeye katkı sağlar.
- Nem oranı: Bağıl nem oranının yüzde 80’in üzerine çıkması durumunda terin buharlaşması zorlaşır. Terin buharlaşması vücudun en önemli soğuma mekanizması olduğundan, yüksek nem ısı stresi riskini önemli ölçüde artırır.
- Giysi ve kişisel koruyucu donanımlar: Nefes almayan veya buhar geçirmeyen giysi ve kişisel koruyucu donanımlar kullanıldığında ter buharlaşamaz ve giysi içinde nem birikir. Çalışanların giysi katmanlarını ayarlamalarına izin verilmeli, zorunlu üniforma durumlarında ısı stresi dikkate alınmalıdır.
- Çalışma hızı, metabolik ısı ve bireysel özellikler: Fiziksel aktivite arttıkça vücudun ürettiği ısı artar. Ayrıca yaş, boy, kilo, fiziksel uygunluk ve mevcut sağlık durumları (diyabet, kalp hastalıkları vb.) sıcaklığın farklı hissedilmesine neden olur.
İnal, işyerindeki termal konfor düzeyini değerlendirmenin en pratik yollarından birinin, çalışanlara veya çalışan temsilcilerine ortam sıcaklığından memnun olup olmadıklarının sorulması olduğunu belirtti.

Isı stresinin ölçülmesi ve alınacak kontrol önlemleri
Isı stresinin ölçülmesinin karmaşık bir süreç olduğunu ifade eden Rengin Genç İnal; Islak Termometre Küre Sıcaklığı (WBGT) indeksi (BS EN 27243), metabolizma hızının tahmini (BS 8966), kalp atış hızının ölçülmesi ve giysilerin yalıtım değerlerinin belirlenmesi (BS ISO 9920) gibi yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İnal, işyerlerinde uygulanması gereken kontrol önlemlerini ise üç temel başlıkta özetledi:
1. Ortam ve görev planlaması (İdari Kontroller)
- Sıcak hava, havalandırma ve klima sistemleriyle tahliye edilmeli, hava akışı artırılmalıdır.
- Isı kaynakları çalışanlardan uzaklaştırılmalı; bu mümkün değilse bariyer, yalıtım veya erişim kısıtlaması uygulanmalıdır.
- Sıcak ortamlarda geçirilen süre ve iş yükü azaltılmalı; ağır işlerde mekanik/elektrikli kaldırma yardımcıları kullanılmalıdır.
- Sıcak işler günün serin saatlerine planlanmalı, esnek çalışma saatleri ve acil durum prosedürleri uygulanmalıdır.
- Sıcak ortamda yeni işe başlayan çalışanların ortama uyum sağlamaları için çalışma süreleri kademeli olarak artırılmalıdır.
2. Çalışan sağlığının izlenmesi ve eğitim
- Çalışanlara uygun sağlık gözetimi ve eğitim sağlanmalı; ısıya bağlı hastalıkları tanıyabilen ve gerekli ilk yardımı sağlayabilecek yetkin ilk yardımcılar görevlendirilmelidir.
- Hamile çalışanlar, kronik hastalığı bulunanlar, engelli çalışanlar veya belirli ilaçları kullanan kişiler için gerektiğinde tıbbi görüş alınmalıdır.
- Çalışanların gereğinden fazla giyinmemesi sağlanmalı, üniforma zorunluluğu varsa termal konfor sağlayan kumaşlar tercih edilmelidir. Çalışanların giysi katmanlarını ve çalışma hızlarını ayarlamalarına izin verilmeli, serinleme alanları oluşturulmalıdır.
3. Mühendislik kontrolleri
- Farklı boyutlarda fanlar, geniş çaplı tavan vantilatörleri ve çatı veya duvara monte edilen egzoz fanları ile hava hareketi artırılmalıdır.
- Klima sistemleri ile sıcaklığın yanı sıra nem ve hava hareketi kontrol edilmelidir.
- Evaporatif soğutma sistemleri havayı soğuturken ortam nemini artırdığı için kullanım alanı dikkatle değerlendirilmelidir.
- Taş yünü, gevşek dolgu malzemeleri ve yalıtım levhaları kullanılarak dışarıdan gelen ısı yükü azaltılmalıdır.
Dünyada sıcak dalgalarına karşı yasal mola ve saat kısıtlamaları uygulanırken, Türkiye’de aşırı sıcaklara dair özel bir mevzuat bulunmuyor. Modellemelere yansıyan ölüm riskleri ve uzman uyarıları, denetimsizlik sürdüğü takdirde ısı stresinin ölümcül mesleki sonuçlar doğuracağını gösteriyor.
Konuyla ilgili daha fazla bilgi için:

















Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.