- Aylaklar Kumsalı - 3 Eylül 2026
- Senin gibi - 26 Temmuz 2026
Bu kez size İspanya’dan bir kitabı, Aylaklar Kumsalı’nı tanıtmak istiyorum. Alex Nogues’in yazdığı, Bea Enriquez’in çizdiği kitap 2021’de Can Çocuk’tan çıktı.
“İsmim Sofia. On bir buçuk yaşındayım, büyüyünce aylak olmak istiyorum.”
Kitap boyunca ergenliğin başlarında olan Sofia’nın yaşamına, duygularına, düşüncelerine, yakın ilişkilerine, meraklarına ve keşiflerine eşlik ediyoruz. Yazar Sofia’nın ağzından “ben” diliyle anlatıyor hikâyeyi ve bunu o kadar iyi beceriyor ki yazarı hızla unutup Sofia ile baş başa kalıyoruz. Yazar gerçeklik ilkesini böylesi bir maharetle kenara koyuveriyor işte. İyi bir kurgunun da yaptığı biraz böyle bir şey değil mi? Kendi iç gerçekliğine bizi inandırması. Çevirideki ustalık da bu büyüyü bir an olsun bozmuyor. Neyse ki yayıncılık sektörü çeviri alanında giderek gelişiyor. Yazarın ve çevirmenin dildeki akıcılığı sayesinde kelimelerde seke seke, özgürce, keyifle dolaşıyoruz Aylaklar Kumsalı’nda.
İlk bölümlerde, kent yaşamını bırakıp kırsala yerleşen bir ailenin tek çocuğu olan Sofia’nın göçü nasıl deneyimlediğini öğreniyoruz. Bu göç nedeniyle yaşadığı kayıpları, hayal kırıklıklarını, karşısına çıkan zorlukları olanca açıklığıyla anlatıyor Sofia. Bir çocuğun aslında etrafındaki dünyaya dair keskin bir farkındalığa sahip olduğunu dürüstçe yazıya döküyor. Ailesinin kırsala taşınma kararını kendisine sormadan almalarına hayıflanıyor, babasının sürekli bilgisayar başında çalışmasından, annesinin yalnızlığından ve verilen sözlerin tutulmamasından şikayetçi Sofia. Ergenlik döneminin başlarında olan çoğu çocuk gibi doğrudan isyan ediyor, itiraz ediyor, anlaşılmak istiyor, saygı görmek istiyor, desteklenmek istiyor. Fakat bazen bunları önemsemiyormuş gibi davranıyor bazen de kendini ifade edecek doğru kelimeleri bulamadığı için susuyor.
Değişen aile dinamiklerine, göçün zorluklarına ve eğitim sistemindeki saçmalıklara rağmen Sofia’nın hayatında güzel şeyler de oluyor. Kumsalda yeni insanlarla ve o insanların yepyeni, ilginç dünyalarıyla karşılaşıyor Sofia. Matematik dersinde zorlanmasının bir anlamı kalmıyor çıplak yaşam karşısında. Deniz yıldızları, yengeçler, ışık ve gölge, müzik, dans, meşe palamutları ve dallar, kahkahalar, oyunlar, bitimsiz bir devinim… Buna aylaklık deniyorsa aylak olmak istiyor Sofia. Babasının ve öğretmeninin itirazlarına rağmen aylaklığın macera ve keşif dolu patikalarında dolaşıyor.

Birlikte vakit geçirmekten çok hoşlandığı iki arkadaşıyla her gün kumsala gidiyor. Üç arkadaşın her biri birbirinden farklı özelliklere sahip, biri çok çevik, sportif; diğeri biraz sakar, fantastik dünyalara meraklı; Sofia sanata yatkın. Çocukların ilgi alanları birbiriyle yarış halinde değil, biri ötekinden daha üstün ya da değerli değil. Kapitalist sistemin rekabete ve hiyerarşiye dayalı değerlerinin, bu üçlünün kurduğu arkadaşlıkta bir karşılığı yok.
Kırsalda yaşamanın ve doğayla kurduğu dolaysız ilişkinin getirdiği farkındalıklar, mevcut sisteme eleştirel bir bakış da geliştirmesini mümkün kılıyor. Babası niye bu kadar çok çalışmak zorunda? Sofia neden matematikte çok iyi olmak zorunda? Annesi neden bu kadar mutsuz? Yeni yaşamlarından zevk alamayacaklarsa bütün bu değişikliklerin ne anlamı var? Sofia için nelerin önem taşıdığına kim karar veriyor?
Bu sorular sayesinde Sofia ailesine de rehberlik ediyor. Kitap hep birlikte kumsalın tadını çıkardıkları bir sahneyle sona yaklaşıyor. Annesi seyyar arabasıyla çiçekçiliğe başlıyor, babası işi bırakıp kitap yazmaya girişiyor, Sofia keman çalmaya karar veriyor. Üstelik kimsenin zoruyla da değil, tamamen kendi isteğiyle! Günümüzde başarı, üretkenlik, faydalı olma baskısıyla o kurstan bu kursa koşturulan çocukları düşününce Sofia’nın isteği daha anlamlı hale geliyor.
Yazarın kitabın sonuna eklediği kendi sözlerine kulak verelim şimdi:
“İşe yararlığın öne çıkarıldığı dünyaya Sofia gibi bir karakter aracılığıyla isyan ettiğim için bana saftirik denirse bunu iltifat olarak kabul ederim. İspanyolca ‘saftirik’ anlamı taşıyan ingenuo sözcüğünün kökeni Latince ‘özgür doğan’ anlamına gelen ingenuus’a dayanır.”
Sofia’nın son sözleriyle de kapanışı yapalım:
“Keşfetmem gereken işe yaramaz ve harika bir sürü şey var.”





















Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.