- Dikili’de halk Küba için buluştu: Ambargoya karşı ‘güneş toplama’ seferberliği - Temmuz 28, 2026
- Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Müzesi’nde neler oluyor? - Temmuz 23, 2026
- Bergama’nın düğününde davullar 90. kez çalıyor - Temmuz 1, 2026
İzmir’in en köklü fotoğraf stüdyolarından biri olan Hamza Rüstem Fotoğrafhanesinin, yaklaşık yüzyıllık bir geçmişe sahip arşiv ve koleksiyonunu barındıran Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Müzesi, Karşıyaka Belediyesi tarafından kapatıldı. Gerekçe olarak müzenin yeni bir yere taşınacağı belirtiliyor.
Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecinde İzmir’in görsel hafızasını belgeleyen en önemli figürlerden biri olan Hamza Rüstem’in torunu Mert Rüstem tarafından bağışlanan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapan müzede orijinal fotoğraf makineleri, fotoğraflar, fotografik efemera, çeşitli fotoğraf makinesi ekipmanları, tarihi, ticari ve erken yüzyıla ait tipik bir fotoğrafhane stüdyosunun canlandırıldığı etnografik nitelikli tarihsel stüdyo ile karanlık oda ve camera obscura yer alıyordu.
Müzeyle ilgili verilen bu kararın kendi izni ve onayı olmadan alınmasına tepki gösteren Mert Rüstem ile müzenin İzmir için önemini ve taşınma gerekçesiyle kapatılmasının perde arkasını konuştuk.

Her İzmirlinin albümündeki imza
Hamza Rüstem adı pek çok İzmirli için çok tanıdıktır. Hemen her İzmirli ailenin Hamza Rüstem fotoğraf stüdyosunda çekilmiş bir fotoğrafı bulunur.
Hatta, ömürlük komşularımızdan birinin dünya güzeli kızının, kızıl saçlı çocukluk fotoğrafı Karşıyaka’daki stüdyonun vitrininde uzun yıllar sergilenmişti. O minik kız büyüdü, evlendi, genç bir kadın oldu ama çocukluk anısı orada uzun süre sokaktan geçenlere gülümsemeye devam etti. Önünden her geçişinde fotoğraftaki küçük kızın güzelliğine hayran kalırdı herkes. Tabii fotoğrafı çekenin maharetine de…
Girit’ten sürgüne, çıraklıktan ustalığa
Hamza Rüstem 1872’de Girit’te doğdu. Osmanlı’nın çalkantılı yıllarında adada yaşamak çetin işti. Babası, Rum çetelerle mücadele ederken gösterdiği kahramanlık nedeniyle adadaki Türkler arasında tanınan bir kişi olmuştu. Rum çetecilerin başına ödül koyduğu rivayet edilirdi. Gözü pek baba, ailesini saldırılardan korumak için çareyi yüz yıllardır yuva bildikleri adadan ayrılmakta bulacak; tüm aile Anadolu’ya kaçacak ve Uşak’a yerleşecekti.
İlköğrenimini babasından alan Hamza Rüstem daha sonra Bursa Askeri Rüştiyesi’ne ardından İstanbul Kuleli Askeri Lisesi’ne devam etti. Mühendislik eğitimine başladığı dönem Jön Türk hareketine katılmıştı. Ancak Saray’a ihbar edilince Fizan’a sürgün cezasıyla karşılaşacaktı. Esarete giden vapur yolculuğu kısa sürecek, Jön Türkler’in ayarladığı Giritli bir kayıkçı tarafından İzmir Limanına yanaştıklarında kaçırılacaktı Hamza Rüstem.
Ve yeniden ver elini Girit… Kandiye’de İngiliz kampı civarında seyyar satıcılık yaparak hayatını kazanmaya çalışırken kampa fotoğraf çekmeye gelen Bahaeddin Bey’in dikkatini çeken Hamza Rüstem, teklif edilen belediye mühendisliğini reddederek, karın tokluğu ve yatacak yer karşılığında gelecek gördüğü fotoğrafçılık mesleğinde çıraklık yapmaya başladı. Çalışkanlığı, meslek sevgisi, teknik becerisi, birden fazla yabancı dil bilmesi sayesinde kısa zamanda yetkin bir fotoğrafçı oldu. Ustası İstanbul’a gittikten sonra Fotoğrafçı Bahaeddin Sahibi Hamza Rüstem adıyla ticarete devam etti. Böylece ustasının adını da yaşattı. Mübadele sonrasında artık çocuklarıyla birlikte 1925’te İzmir’e göçen Hamza Rüstem, burada mübadele sonrası göç eden gayrimüslim toplumunun ardından pek çok mesleki alanda boşluk olduğunu gözlemledi. Fotoğrafçılar hemen hemen hiç kalmamıştı.

Kemeraltı’nda başlayan İzmir hikayesi
Ticaretin merkezi Kemeraltı’nda 1925’te stüdyosunu kuran Rüstem, zamanla İzmir’de tutunarak hızla yükseldi. 1960’lara damgasını vuran fotoğrafhanelerin kurulmasına destek olan, yeni fotoğrafçılar yetiştiren Rüstem meslek örgütlenmesine de özel önem verdi. 1944 yılında İzmir Fotoğrafçılar Odasını kurdu ve uzun yıllar başkanlığını yaptı. Basın Kartı sahibi olan Rüstem, İzmir gazeteleri için özel günlerde, kutlamalarda fotoğraflar çekti. Atatürk başta olmak üzere İran Şahı, Vali Kazım Dirik, İsmet İnönü gibi pek çok devlet adamını fotoğraflayan, İzmir Fuarı’nı dünyaya tanıtan, kısacası İzmir’in görsel tarihine önemli katkıları olan Hamza Rüstem 1971’de aramızdan ayrıldı. Rüstem’in vefatından sonra oğulları ve torunları fotoğrafçılık mesleğini zamanımıza taşıyarak icra etmeyi sürdürüyor.

14 yıllık müze apar topar kapatıldı
Ancak bugünlerde aileyi üzen bir gelişme yaşandı. Cevat Durak’ın belediye başkanlığı döneminde açılan Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Müzesi, aradan geçen 14 yılın ardından, birkaç günde apar topar kapatıldı. Hamza Rüstem’in torunu Mert Rüstem, ”Her İzmirlinin albümünde bir Hamza Rüstem imzalı fotoğraf vardır. 128 yıllık geçmişiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bu miras sadece ailemizin değil Cumhuriyet’in kuruluş yıllarının ve İzmir’in kültürel ve görsel belleğidir” diyor ve müzenin bağışçısı olarak belediyenin kararına izin ve onay vermediğini, hukuki süreç başlatacağını belirtiyor.
Torunu Mert Rüstem: Haber verilmeden söküldü
Peki tam olarak neler yaşandı, bu önemli kültür kurumu neden böyle apar topar kapatıldı? Mert Rüstem süreci şöyle anlatıyor:

”Ülkemizin; İzmir’in fotoğrafçılık tarihine damga vuran, Müslümanların açtığı ilk fotoğrafhaneyi kuran; Cumhuriyet’in ilk yıllarını objektifiyle belgeleyen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir ziyaretlerinde özel fotoğrafçılığını yapan Hamza Rüstem’in torunuyum. 2011 yılında, koleksiyonumdan oluşan eserlerle; Büyükbabamın adını taşıyan Karşıyaka Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Müzesi’nin projelendirmesini yaparak kuruluşuna ön ayak oldum.
“Hamza Rüstem tarafından fotoğraflanan eserler ve fotoğraf malzemelerinin toplandığı arşiv ve koleksiyonla Karşıyaka’da açılan bu müzeye bir protokol altında bağış yapmış idim. Bu müze ülkemizde ilk ve tektir; çünkü içinde Karşıyaka Dioraması; camera obscura; sergi salonu; seminer odası da barındırır. 2400 kadar, bakanlığa kayıtlı eserden oluşur. Belediye ile yapılan protokolde bağışçı olarak yer değişimi halinde onayımın alınması gerektiği de açıkça belirtilmiştir. Aynı zamanda müze danışma kurulunun değişmez üyesiyim. Maalesef bu kurul işlevsiz bırakılmıştır.
“Uzun yıllardır hiçbir onarım ve bakım yapılmamaktadır. Çatısı akmakta; sergi salonu ve diorama kullanılmaz haldedir.
“Bir süredir müzenin yer değiştirmesi konusu gündeme geldiği için Karşıyaka Belediye Başkanı Sayın Yıldız Ünsal’la görüşme yapmış ve böyle bir durumda takvim ve projelendirmeyi beraber yürütmemizi rica etmiştim. Bana taşınacağını; köhneleştiğini söylemiştir.
“Oysa bakımları yapılmayarak köhneleşmesi de onların sayesinde yaşanmıştır. Ayağa kaldırmak yerine taşımak? Ama nereye?”

Mert Rüstem, müzenin yeni yeri konusunda Belediye’ye birlikte çalışmayı öneriyor. Ancak 20 Temmuz sabahı izni ve onayı olmadan müzenin kapatıldığını öğreniyor.
‘‘Yerinde görmeye gittiğimde, müzenin kapanmasından daha önemli olarak, bağışladığım ve ailemin mirası olan tüm malzemeler yine bana bilgi verilmeden gelişigüzel sökülmüştü. Konuyu tekrar Yıldız başkana götürdüm, müzenin yerinin değişeceğini söylemekle birlikte bu değişikliğin bana bilgi verilmeden veya eşyaları geri almama imkân tanınmadan neden yapıldığı konusunda doyurucu bir açıklama alamadım”.

Karşıyaka Belediyesi’nden taşınma açıklaması
Mert Rüstem’in önemle vurguladığı bir konu var o da, bu kurumun yaklaşık 128 yıllık geçmişiyle bir ailenin sahip olduğu mirastan öte bir anlamı olması. Cumhuriyet döneminin ve İzmir’in kültürel ve görsel belleğine katkıda bulunmuş olması. ‘‘Bu kıymetli mirasın bu şekilde bir tutum ile karşı karşıya kalmasından ötürü gerek ben ve ailemiz, gerekse İzmirli fotoğraf ve tarihseverler olarak çok üzgünüz. Bir başka üzüntüm; aynı yaşlarda olduğumuz, aynı mahallede büyüdüğümüz, her ikimizin de ailesinin Karşıyakamızın saygın ailelerinden olan Sayın Yıldız Başkanla bu polemiğe girmektir” diyor ve müzenin onarılarak yerinde bırakılmasını talep ediyor.
Karşıyaka Belediyesi ise konuya dair açıklamasında Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Müzesi’nin kapatılmadığını; eserleri ve arşiviyle birlikte, bağışçılarının da bilgisi dahilinde yeni yerine taşınacağını belirtiyor. İzmir’in kültür tarihinde ve görsel mirasının oluşmasında en önemli isimlerin başında gelen Hamza Rüstem’in kıymetli koleksiyonunun akıbetini izlemeye devam edeceğiz.

Meraklısına iki not:
- Hamza Rüstem’in hikayesi Aydın Özbey’in yönettiği şu belgeselde anlatılıyor: Tarihi Fotoğraflayanlar – Hamza Rüstem (Belgesel) – YouTube
- İzmir Kalkınma Ajansı tarafından Kültür İnsanları Serisi kapsamında basılan “Girit’ten İzmir’e Öncü Bir Fotoğrafçının Hikâyesi: Hamza Rüstem” adlı biyografik kitap ise torunu Mert Rüstem tarafından kaleme alınmış olup önemli bir belge niteliği taşıyor.
Diorama: Belirli bir tarihi anın, olayın, doğal ortamın veya mimari yapının üç boyutlu (3D) olarak ölçeklendirilip canlandırıldığı maket/sergileme modelidir.
Camera Obscura: Latincede “karanlık oda” anlamına gelir ve günümüz fotoğraf makinelerinin, hatta gözümüzün çalışma prensibinin temelini oluşturur.
















Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.