Resmi veriler ve saha gerçekleri: İzmir ormanları yangına ne kadar hazır?

Yaz mevsiminin ortasına girilmesi, hava sıcaklıklarının kritik eşiklerin üzerine çıkması ve rüzgârın etkisini artırmasıyla birlikte İzmir ve Ege Bölgesi’nde orman yangını riski yine zirveye tırmandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden edinilen resmi veriler, kurumların hazırlıklarını devasa bir envanter listesiyle sunarken; Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) İzmir Temsilciliği ve orman köyü muhtarının anlattıkları yangılarla mücadeledeki eksikleri ortaya koyuyor.

CİMER üzerinden İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’nden alınan resmi yanıta göre, İzmir genelinde 351 orman köyünde 135 bin 223 kişilik bir nüfus yaşamını sürdürüyor. Orman yangınlarıyla mücadele stratejisini önleme, erken uyarı, mücadele ve yanan alanların rehabilitasyonu olarak açıklayan Bölge Müdürlüğü, erken uyarı ve takip ağı kapsamında 1 adet İHA, 36 adet yangın gözetleme kulesi ve 25 adet kameralı gözetleme sistemi ile yangınların anında tespit edildiğini belirtti. Kurum, bu teknolojik altyapı sayesinde çıkan yangınlara ortalama 11 dakikada müdahale edildiğini öne sürdü.

Lojistik ve hava gücü kapasitesine ilişkin detayları da paylaşan Bölge Müdürlüğü; kentte 4 adet uçak, 13 adet yangın helikopteri, 1 adet yönetim helikopteri, 59 adet yangın ekip merkezi, 82 adet ilk müdahale aracı, 56 adet arazöz, 17 adet su ikmal aracı, 26 adet iş makinesi, 50 adet hizmet aracı, 214 adet yangın gözetleme havuzu ve göleti bulunduğunu bildirdi. Ayrıca orman köylerine 2,5-3 tonluk 262 adet yangın söndürme tankeri dağıtıldığı, ihtiyaç halinde komşu bölgelerden de anında hava ve kara ekibi takviyesi sağlandığı aktarıldı.

TOD Temsilcisi Öztan: 11 dakika sloganlaştırılıyor

Açıklanan resmi verileri ve İzmir ormanlarının mevcut durumunu değerlendiren Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) İzmir Temsilcisi Ahmet Kenan Öztan, ilkbahar aylarının yağışlı geçmesi sayesinde otların haziran ortasına kadar yeşilliğini koruduğunu, bu nedenle yangınların geçen yıllara kıyasla daha geç başladığını belirtti. Ancak son haftalarda ciddi sıkıntıların yaşanmaya başladığına dikkat çeken Öztan, bu durumun zor günlerin habercisi olduğunu vurguladı. Orman Bölge Müdürlüğü’nün hazırlık çalışmalarını olanaklar ölçüsünde yaptığını ifade eden Öztan, hava sıcaklığının 30 derecenin, rüzgâr hızının 30 km/saatin üzerinde olduğu ve nemin yüzde 30’un altına düştüğü günlerde, aynı anda birkaç yerde yangın çıkmasının işleri son derece zora sokacağını dile getirdi.

Türkiye Ormancılar Derneği İzmir Temsilcisi Ahmet Kenan Öztan.

Resmi makamların sıkça dile getirdiği müdahale süresine de açıklık getiren Öztan, geçmişte yaşanan Tırazlı yangınındaki bilgi kirliliğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

“2019 yılında Tırazlı’da 6 bin 647 hektar alan yanmıştı. O zamanki Orman Bakanı 500-600 hektar bir alan yandı demiş, hiçbir yetkili doğru rakamı söylemeye cesaret edememişti. Şimdi de ’11 dakikada yangına müdahale ediyoruz’ hikayesi devam ediyor. Bir yangın ihbarı geldiğinde havada mevcut bir helikopter bu yangına yönlendirilip 11 dakikada ilk su atma gerçekleşmiş olabilir. Ama bunu ‘ortalama 11 dakika’ şeklinde sloganlaştırma bence doğru değil. Normal koşulda bir yangın ihbarı alındığında, pilot ve ekibinin hazır beklediği varsayılsa bile pilotun hava aracına ulaşması, çalıştırması, kalkışa hazır düzeyde ısınmasını sağlaması, koordinatları sisteme girmesi ve havalanması zaten 11 dakikadan uzun bir süre alacaktır.”

‘Kontrolden çıkan 10 yangın İzmir’i yaktı’

Yangınların büyümesinin engellenip engellenemediği sorusuna yanıt veren Öztan, pek çok yangının aslında büyümeden söndürüldüğünü, ancak olumsuz meteorolojik koşullarla birlikte aynı anda birden fazla yangının patlak vermesinin müdahaleyi güçleştirdiğini aktardı.

Öztan, 2025 yılına ait verileri paylaşarak sahadaki tablonun ciddiyetini gözler önüne serdi:

“2025 yılında İzmir’de meydana gelen 145 adet yangında toplam 26 bin 260 hektar alan yandı. Bunların 10 bin 640 hektarı orman alanıydı. Çeşme Ildır’da 9 bin 389, Seferihisar’da 11 bin 10, Foça’da 366, Mordoğan’da 93, Buca’da 1,607, Ödemiş’te 2 bin 229, Bornova’da 181, Aliağa Bozköy’de 897, Menemen’de 60 ve Yenişakran’da 340 hektar alan kül oldu. Saydığımız bu 10 yangında toplam 26 bin 172 hektar alan yanarken, geriye kalan 135 adet yangında toplamda sadece 88 hektar alan yanmıştır. Yani bu 135 yangın ortalama 0,6 hektar gibi küçük bir büyüklükte söndürülmüştür.”

‘Asıl güç deneyimli yer işçisidir’

Kamuoyundaki “hava aracı sayısı” baskısına değinen Kenan Öztan, CİMER yanıtında belirtilen 4 uçak ve 13 helikopterlik filonun ihtiyacın çok üzerinde olduğunu savundu. Yangın sezonu boyunca bu araçlara yoğun olarak sadece 3 ila 5 gün ihtiyaç duyulduğunu, çoğu gün hiç havalanmadan çok yüksek kiralama bedelleri ödendiğini ifade eden Öztan, hava araçlarının yangın ilk başladığında ve soğutma aşamasında faydalı olduğunu, belirli bir büyüklüğe ulaşan yangınlarda ise sadece ilerleme hızını yavaşlatabildiğini söyledi. Öztan, yangın söndürmede asıl etkili gücün deneyimli yangın işçilerinden kurulu yer ekipleri olduğunu vurguladı.

Fotoğraf Özgür Sürmeli.

Saha ekiplerindeki istihdam modelini ve nitelik kaybını da eleştiren Öztan, yangının erken belirlenmesi kadar müdahale eden personelin tecrübesinin de kritik önem taşıdığını belirtti. Kadrolu ve daha önce yangın tecrübesi olan işçilerin mücadele gücünü artıracağını vurgulayan TOD Temsilcisi, son dönemlerde taşeron eliyle ve asgari ücretle çalıştırılan geçici işçilerin yangın söndürme organizasyonunda ciddi zafiyetler yarattığını ifade etti.

‘Tanker var ama genç nüfus yok, projeler yarım kaldı’

Orman köylerine verilen tankerlerin durumuna da açıklık getiren Öztan, Bölge Müdürlüğü’nün dağıttığı 262 tankere ek olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de 601 adet tanker verdiğini doğruladı. Bu araçların yangın mahalline ilk ulaşan unsur olarak başlangıç aşamasındaki birçok yangını söndürdüğünü kabul eden Öztan, köylerdeki sosyolojik krize dikkat çekerek “Orman içi ve bitişiği mahallelerde genç nüfus çok az kalmıştır. Dolayısıyla sahada organize bir köylü gücü olduğunu söyleyemeyiz” dedi.

Daha önce yürütülen projelerin akıbetine ilişkin de bilgi veren Öztan, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ile birlikte Kemalpaşa Yukarı Kızılca’da başlattıkları “Yangına Dirençli Köy” projesini 2025 yılında Bergama Yerlitahtacı Mahallesi’nde sürdürdüklerini ancak belediye yönetimindeki değişiklikler nedeniyle projenin devamını sağlayamadıklarını söyledi. Yapılan eğitimlerin ve organizasyonun başarısının ancak bu yerleşim yerlerinde yaşanacak muhtemel bir yangın anında test edilebileceğini ekledi.

Fotoğraf: Özgür Sürmeli.

Yangınların çıkış nedenlerine dair istatistikleri de paylaşan Öztan; İzmir’deki yangınların yüzde 51,6’sının kaza, yüzde 29’unun ihmal, yüzde 19,3’ünün nedeni belirsiz ve sadece yüzde 0,2’sinin doğal nedenlerden çıktığını belirterek tamamına yakınının insan kaynaklı olduğunu vurguladı. Valiliklerin ormana giriş yasağı kararlarının yerinde olduğunu belirten Öztan, orman alanlarındaki madencilik ve turizm tahsislerinin insan faaliyetini artırarak risk faktörünü doğrudan yükselttiğini dile getirdi.

Muhtar Aktaş: ‘Ekibimiz var ama fabrikada çalışıyorlar’

“Yangına Dirençli Köy” projesinin uygulandığı alanlardan biri olan Kemalpaşa Yukarı Kızılca Mahallesi Muhtarı Kemal Aktaş ise sahadaki durumu değerlendirdi. Proje kapsamında köylerinde belirli çalışmaların yapıldığını doğrulayan Aktaş, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen tankerlerin hazırda bulunduğunu belirtti.

Bölgedeki genç nüfusun durumuna değinen Aktaş, köylerindeki gençlerin çoğunlukla fabrikalarda veya orman dışındaki işlerde çalıştığını, buna rağmen mahalle halkının yangın konusunda yüksek bir duyarlılığa sahip olduğunu ifade etti. Alet ve ekipmanı kullanmayı bilen eğitimli gençlerin varlığına dikkat çeken Aktaş, olası bir yangın anında tüm köyün hızla organize olarak ilk müdahaleyi gerçekleştirdiğini aktardı.

Paylaşmak için:

Bir cevap yazın