Her yıl milyonlarca ton elektronik atık ortaya çıkarken, tüketim çılgınlığına karşı iki farklı cepheden yanıt gelişiyor. Bir yanda gönüllülerin birlikte tamir ettiği Repair Cafe’ler, diğer yanda modüler ve onarılabilir telefonlar üreten Fairphone. Bu iki girişim, kullan-at kültürünün farklı boyutlarına karşı nasıl bir alternatif sunuyor?
Günümüz tüketim kültüründe her gün çıkardığımız atık miktarı tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda. Earth Overshoot Day verilerine göre, 2026 yılının kaynaklarını neredeyse şimdiden tükettik. Hızlı üretim ve tüketim kültürü, insanları bozulan eşyalarını tamir ettirmek yerine yenisini almaya teşvik ediyor çünkü çoğu zaman bir ürünün yenisini almak, tamir ettirmekten kısa vadede daha zahmetsiz olabiliyor. Ancak uzun vadede düşünüldüğünde, hızla bozulan ucuz ürünler hem bireysel kaynaklara hem de gezegenin kaynaklarına zarar veriyor.
Hollanda’da başlayan ve oradan dünyaya yayılan Repair Cafe (Onarım/Tamir Kafe) hareketi, bu soruna alternatif bakış açılarıyla yaklaşmamızı sağlayan fikirler ve uygulamalar ortaya koyuyor. Repair Cafe’ler kâr amacı gütmeyen, kullan-at kültürüne karşı tamiri ve yeniden kullanımı teşvik eden bir sivil toplum girişimi. Tekstilden elektroniğe, mobilyadan bisiklete kadar bozulan, eskiyen, kırılan tüm nesneleri tamir etmenin ve yeniden kullanmanın yolunu aramayı amaçlıyor.
Bu konuda kayda değer bir sonuç elde ettiklerini söylemek de mümkün.
Repair Monitor’ün güncel verileri, Repair Cafe hareketinin artık yerel bir girişim olmaktan çıkıp küresel ölçekte ölçülebilir bir “tamir ekonomisi”ne dönüştüğünü gösteriyor. Rapora göre, sistemde kaydı tutulan toplam onarım sayısı 196 bin civarına ulaşıyor. Tahminlere göre ise aylık tamir edilen nesne sayısı 71 bin iken, tahmin edilen gönüllü sayısı 60 bin civarında görünüyor. Küresel anlamda sisteme kayıtlı güncel Repair Cafe sayısı ise 4 bin civarında.

Ancak tamire konu olan nesneler akıllı telefonlar olunca hikâye biraz değişiyor. Akıllı telefon değiştirme sıklığımızı ve bu telefonların tamir zorluklarını düşünürsek, kullan-at kültürüne hizmet eden ve gezegene maliyeti ciddi boyutlara ulaşan en karmaşık nesneler olarak karşımıza çıkıyorlar. Vakfın tamir rehberinde Iphone, Huawei gibi markaların bazı modellerinin parça değişimlerine dair bilgiler yer alsa da, maalesef bu çözüm kısıtlı kalabiliyor.
Akıllı telefonların kapalı kutu tasarımları, tamire ve parça değişimine çoğunlukla imkan vermiyor. Öte yandan planlı eskitme stratejileri nedeniyle akıllı telefonlar uzun yıllar kullanılabilecek donanıma sahip olmalarına rağmen yavaşlıyor ve kullanıcıları değişime zorluyor. Ayrıca insanlar veri güvenliğinden endişe duyarak telefonlarını tamir için başka birine emanet etmekten çekiniyorlar. Bu noktada ise Avrupa merkezli Fairphone markası akıllı telefonlar özelinde Repair Cafe’leri tamamlayıcı bir çözüm sunuyor: adil ve sürdürülebilir akıllı telefonlar. Fairphone kâr amacı güden ve akıllı telefon üreten özel bir girişim olarak karşımıza çıkıyor. İki girişimin de buluştuğu ortak amaç ise tüketim kültürünün empoze etmeye çalıştığı kullan-at sistemine ve sömürüye dayalı hammadde üretimine karşı uzun süreli kullanımı teşvik etmek ve yaygınlaştırmak.
Peki tamir kültürü ve onarılabilir tasarım, tüketim kültürünün kullan-at mantığını ne ölçüde dönüştürebilir? Bu çözüm haberinde bir yanda gönüllü temelli Repair Cafe’lerin, diğer yanda modüler tasarımlı Fairphone’un bu tabloyu ne ölçüde değiştirdiğine bakacağız.

Bir dayanışma kültürü olarak Repair Cafe’ler
Martine Postma Repair Cafe yani tamir kafeleri fikrini 18 Ekim 2009 yılında Amsterdam’da hayata geçirdi. Girişimi yoğun ilgi görünce Uluslararası Repair Cafe Vakfı’nı (Repair Cafe International Foundation) 2011 yılında kurdu. O günden bu yana Repair Cafe’ler aracılığıyla dünyanın dört bir yanına yayılan, eskiyen ya da bozulan eşyaların yeniden kullanımını mümkün kılan küresel bir tamir hareketini büyüttü. Bu hareket tüketim kültürünün edilgenliğinin karşısında aktif bir eylemlilik olarak kendini gösteriyor.
Repair Cafe’ler, ücretsiz buluşma noktaları olarak çalışıyor ve odağı “birlikte tamir” fikrine dayanıyor. Bu buluşmaların yapıldığı yerde; giysi, mobilya, elektrikli ev aletleri, bisiklet, seramik ve oyuncak gibi pek çok eşya için gerekli araçlar ve malzemeler bulunuyor. En dikkat çekici unsur ise farklı alanlarda tamir becerisine sahip uzman gönüllülerin ziyaretçilere eşlik etmesi.
Ziyaretçiler, bozulmuş eşyalarını alıp Repair Cafe’ye geliyor ve tamir sürecine uzmanlarla birlikte başlıyor. Ortam yalnızca bir “tamir noktası” olmaktan çıkıp sürekli bir öğrenme alanına dönüşüyor. Tamir edecek eşyası olmayanlar da bir fincan çay ya da kahve içerek vakit geçiriyor.
Hareket, insanları yaşadıkları bölgede bir Repair Cafe’yi ziyaret etmeye ya da kendi Repair Cafe’lerini başlatmaya davet ediyor.
Hareketin yayılımı giderek büyüyor. Hollanda’nın yanı sıra Belçika, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere onlarca ülkede Repair Cafe’ler bulunuyor. Liste, Hindistan ve Japonya’ya kadar uzanıyor.
Kendi Repair Cafe’nizi kurmak sandığınızdan daha kolay. Repair Cafe International, yerel gruplara tek seferlik gönüllü 49 avroluk bir katkı karşılığında dijital bir “başlangıç kiti” sunuyor. Bu kitin içinde, doğru mekânı bulmaktan yerel tamir gönüllülerini bir araya getirmeye, gerekli aletleri toplamaktan tanıtım yapmaya ve fon bulmaya kadar tüm adımları anlatan kapsamlı bir Repair Café kılavuzu yer alıyor. Repair Cafe’lerin dünya çapında veri girdiği Repair Monitor sistemine katılım bilgileri de bu kite dahil. Repair Cafe hayata geçtiğinde ise organizasyonun dünya haritasında konumunuz yayınlanıyor, web sitesinde size özel bir sayfa açılıyor ve ayrıca iFixit’ten kargo ücreti dışında tek seferlik 70 avro değerinde ücretsiz alet siparişi verebilmeniz için özel bir kod gönderiliyor.
Repair Cafe hareketinin kurucusu Martine Postma, fosil yakıt çağını “insanlık tarihine göre kısa bir parantez” olarak tanımlıyor ve bu parantezin hızla kapandığını vurguluyor. Postma’ya göre toplum, enerji ve kaynak tüketiminde bütçenin dışına taşıyor, doğal kaynaklar aşırı kullanılıyor ve gelecek kuşakların hakkı gözetilmiyor.
Taiwan Repair Cafe kurucu ortağı Ginko Ching Lee, “‘ucuz’ görünen ürünlerin gerçek maliyeti doğaya kesiliyor, her parçanın üretimi kayda değer bir karbon ayak izi yaratıyor ve kullanılabilir bir eşyayı çöpe atmak doğru olmayan bir davranışa dönüşüyor.” diyor. Postma ise, sürdürülebilirliğin pek çok kişi için hâlâ soyut bir fikir olarak kaldığını söylerken, değişimin bugünden ve somut bir adımla başlayabildiğini savunuyor, tek bir onarımın bile zihniyeti dönüştürmeye başladığını düşünüyor.
Postma, tam da bu nedenle Repair Cafe hareketinin büyüdüğünü ifade ediyor. Eşyalara farklı bir gözle bakmanın, kırık bir nesneyi inceleyip onarmakla başladığını belirtiyor, bu yaklaşımın adım adım daha sürdürülebilir bir yaşam seviyesine götürdüğünü anlatıyor. Ancak kurucuya göre mevcut ölçek yeterli değil, Repair Cafe’lerin her toplulukta yer bulması gerekiyor. Postma, bunun gerçekleşmesi halinde yalnızca ABD’de bile milyonlarca Repair Cafe’nin var olması gerektiğini vurguluyor.
Repair Cafe’lerin profesyonel tamir uzmanlarıyla rekabet edip etmediği ise bir tartışma konusu. Repair Cafe’lerde, eşyaları tamir ettirme olasılığına dikkat çekiliyor ve ziyaretçilere hâlâ hizmet veren profesyonellere gitmeleri de sıklıkla öneriliyor. Ayrıca Repair Cafe’ye gelenlerin çoğu zaten profesyonel tamirin pahalı olduğunu düşünüp eşyasını atmaya eğilimli kişilerden oluşuyor. Bu buluşmalar sayesinde, “atmak zorunda değilsiniz” fikri güçleniyor.
Türkiye’de bir Repair Cafe: “Dünyayı küstürmeyecek işler yapmak”
Türkiye’de Repair Cafe International Fondation’a üye olan bir kafe henüz bulunmuyor. Ancak Google aramalarında birkaç kafeye rastlıyorsunuz. Bunlardan ilki Kadıköy’de bulunan Yeryüzü Derneği’nin başlatmış olduğu kafe. Ancak iletişim kanallarından kendilerine ulaşılamıyor. İkincisi ise Ankara’da 2024 yılında kurulan Kırmızı Fil Atölye. Kırmızı Fil kapsamını, atölye, ikinci el ve Repair Cafe olarak tanımlıyor. Kavaklıdere, Bardakçı Sokak’ta bulunan kafeyi ziyaret ettik ve faaliyetlerini gönüllülerden dinledik.

Mimar Nihal Poyraz, Kırmızı Fil’i faaliyete geçiren topluluk üyelerinden biri, Kırmızı Fil’in aslında bir topluluk olduğunu ve henüz kafe kurulmadan önce de köklü bir geçmişe sahip olduğunu söylüyor. Topluluk, Ankara’nın gayriresmi gazetesi Solfasol’un deposunu buluşma noktası olarak kullanıyor. Poyraz, bu deponun geçmişte de çok fazla fonksiyonu olduğunu söylüyor. Örneğin depremde dayanışma noktası olurken, farklı bir zaman diliminde Bardacık Gıda Topluluğu’nun bir araya gelme mekânı olmuş. Bu işe girişme amaçlarını ise Poyraz, “dünyayı küstürmeyecek işler yapmak” olarak tarif ediyor.
Kırmızı Fil’de geri dönüşüm, ileri dönüşüm faaliyetleri, ahşap atölyeleri gibi etkinlikler düzenli olarak devam etmekle birlikte Repair Cafe eylemliliği henüz yavaş yavaş gelişiyor. Poyraz küçük girişimlerle başladıklarını, örneğin kırık kahve fincanlarını tamir ederek ahşap kulplar yaptıklarını açıklıyor. İlerleyen zamanlarda ise elektronikten kot pantolona kadar tamir süreçlerinde faal olacaklarının altını çiziyor. Bir başka hedefleri de Repair Cafe Foundation’a üye olmak.

6 yıl boyunca evini kafeye dönüştürerek Ankara ve İstanbul’da Vegisso isimli bir mekân işleten Yasin Keskin ise şimdilerde yazılımla ilgileniyor. O da Kırmızı Fil’de gönüllü çalışma amacından bahsederken alternatif bir mekân oluşturmayı amaçladıklarını belirtiyor. Yasin, farkındalığını eşcinsel olmasına bağlıyor ve ekolojinin bunun bir parçası olduğunu söylüyor. “Ekoloji olmadan ben de var olamam. Bulunduğunuz komünitenin içinde ister istemez farklı bakmayı öğreniyorsunuz” diyor ve ekliyor: “toplumu düşündüğümüzde çoğu şey düz çizgisel, biz burada dallanıp budaklanabileceğimiz bir alan yaratmaya çalışıyoruz”.
Nihal Poyraz, Kırmızı Fil’in kullan-at kültürüne bir karşı duruş olduğunu kabul etmekle birlikte, eşyaların hikâyesinin önemini de vurguluyor. İnsanların eşyalarla kurduğu bağın yabana atılamayacağını söylüyor. “Onlarla birlikte evriliyoruz ve o hikâyeleri unutmamak için, şehirde anlamlı bağlar kurma ihtiyacımızı karşılamak için Repair Cafe kültürü çok kıymetli” diyor.
Küresel veriler ne diyor?
Repair Cafe’lere ilişkin küresel veriler, tamirin pratikte güçlü bir “atık önleme” aracı olduğunu gösteriyor. Onarımların %63’ü tamamen başarılı olurken %13’ünde kısmi tamir sağlanıyor, %24’lük kesimde ise ürünler kurtarılamıyor. Yani, masaya gelen her 10 eşyadan yaklaşık 6’sı yeniden çalışır hâle geliyor. En sık getirilen ürünlerde kahve makineleri ve elektrikli süpürgeler ilk sıralarda yer alırken, pantolon/şort gibi kalemler tamirin elektronik ile sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. En çok onarım yapan noktalar listesinde ise Hollanda belirgin biçimde öne çıkıyor. Repair Monitor verilerine göre, marka kırılımında ise Philips açık ara ilk sırada, onu Bosch ve Sony izliyor.

Tamir neden başarısız oluyor?
Rapordaki en kritik başlıklardan biri, başarısızlık nedenleri. Küresel verilerde birinci sırada yer alan neden, “ürünü tamir etmenin bir yolunun olmaması”. İkinci sırada “tamir seansı sırasında yedek parça yok” geliyor. Devamında “tanımlanamayan arıza” ve “çok yıpranmış” nedenleri öne çıkıyor.
Ayrıca daha teknik bariyerler de dikkat çekiyor, “ürünü açmanın yolu yok” bunlardan biri. Pazar ve fiyat koşulları da tabloya doğrudan yansıyor, “yedek parça piyasada yok” ve “yedek parça çok pahalı”. Operasyonel sınırlarda ise “çok zaman alıcı”, “tamir yerinde ekipman eksikliği” ve “tamir bilgisi yok” maddeleri yer alıyor.

Kullan-at Kültürünün En Karmaşık Nesneleri: Akıllı Telefonlar
Küresel E-atık Monitörü 2024 raporuna göre, 2022 yılında küresel e-atık üretiminde çok ciddi bir artış yaşandı ve e-atık miktarı 62 milyar kg’a çıktı. Elektronik atıkların kayda değer miktarını ise akıllı telefonlar oluşturuyor. Akıllı telefonların kapalı kutu ve planlı eskitme stratejisiyle tasarlanmış olmaları birkaç yıl gibi kısa bir süre içinde ıskartaya çıkmalarına neden oluyor. Bu durumda tamir çözümleri de yetersiz kalabiliyor. Burada akıllı telefonlar özelinde Repair Cafe’leri tamamlayıcı bir çözüm ise bir özel girişimden geliyor, adil ve sürdürülebilir telefon markası Fairphone.
Markanın iddiası adil ve modüler akıllı telefonlar üretmek. Bu iddialarını da her yıl yayınladıkları faaliyet raporlarıyla somutlaştırıyorlar.

Adil telefon ne demek?
Hollanda’da 10 yıldır faaliyet gösteren şirketin web sitesinde yer alan bilgilere göre, Fairphone inovasyonun yüzeyde değil, kaynakta başladığını savunuyor. Böylece daha ilk adımda akıllı telefon üretiminde gerekli olan yeraltı zenginliklerinin üretim koşullarını sorgulamak gerekiyor. Bu üretim süreçlerinde bir sömürü var mı, madenlerde çalışan işçilerin hakları, güvenlik ve sağlıkları korunuyor mu, madencilik faaliyetleri sırasında çevreye verilen zararın boyutu telafi edilebilir mi, bu süreçte herhangi bir canlı türünün yaşam alanı zarar görüyor mu? Tüm bu sorular ve cevapları Fairphone’un adil telefon tanımına karşılık geliyor.

En sürdürülebilir telefon şu an sahip olduğun telefondur
Öte yandan marka ürünlerinin uzun süre dayanacak şekilde tasarlanmasını önceliklendiriyor, pazarı domine eden markaların uyguladığı planlı eskitme stratejilerinin aksine daha planlama aşamasında uzun ömürlü tasarım yaparak kaynak kullanımından maksimum verimi almayı amaçlıyor. Cihazınızın bataryasında bir arıza olduğunda ya da kamerasını yükseltmek istediğinizde, yeni bir cihaz almak yerine mevcut telefonunuzda bu değişiklikleri kolayca yapmanız mümkün oluyor. Şirket bu sistem sayesinde elde ettiği somut çıktıları 2025 yılı faaliyet raporlarında somutlaştırıyor ve uyarıyor: en sürdürülebilir telefon şu an sahip olduğun telefondur.
Rapora göre Fairphone, 2022’de 999 ton CO₂ emisyonunu önlediğini bildiriyor; bu rakamı da Amsterdam–Roma arasında 2.597 uçuşa denk gelen bir etki olarak örneklendiriyor. Marka, ürün döngüsünü uzatma ve geri dönüşüm tarafında ise 2022’de 15 ton e-atığın geri dönüşüme kazandırıldığını paylaşıyor.

Şu anda dünyada insan sayısından daha fazla akıllı telefon var. Her yıl 1.5 milyon adet telefon satılıyor. Bu da e-atık probleminin geldiği boyutu gözler önüne seriyor. Küresel E-atık Monitörü 2024 raporuna göre, 2010’da resmî olarak toplanan ve geri dönüştürüldüğü kayda geçen e-atık miktarı 8 milyar kg iken, bu rakam 2022’de 14 milyar kg’a yükseldi. Bu toplanan ve geri dönüştürülen e-atık miktarının ancak %22,3 seviyesinde kaldığını gösteriyor.
Fairphone kullanıcısı anlatıyor: “Telefonu sık değiştirmek yorucu”
Hollanda Delft’te yaşayan Elisabeth Tschavgova, Fairphone’u tercih etme nedenini “sık telefon değiştirmek istemiyorum, bu beni yoruyor” sözleriyle özetliyor. 2022’de Fairphone 4 alan ve yaklaşık dört yıldır aynı cihazı kullanan doktora öğrencisi, seçiminde markanın Avrupa merkezli olmasının ve “sürdürülebilir, adil” bir çizgi iddiası taşımasının belirleyici olduğunu söylüyor. Tschavgova’ya göre asıl kritik unsur ise yazılım desteğinin uzun süre devam edeceği vaadi, bu sayede telefonu daha uzun süre kullanabilmek mümkün oluyor.
Kullanım deneyimini anlatırken cihazın onarılabilirliğine özellikle vurgu yapıyor. Karşılaştığı sorunların çoğunu kendi başına çözebildiğini belirten Tschavgova, yalnızca bir kez telefonu kendi imkanlarıyla açamadığını, bu durumda şirkete e-posta ile ulaşıp cihazı tamire gönderdiğini aktarıyor. Sürecin hızlı ilerlediğini ve telefonun birkaç gün içinde tamir edilerek geri geldiğini ifade ediyor. Öte yandan Avrupa Birliği’nin GDPR (AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği) kuralları nedeniyle cihazın fabrika ayarlarına döndürülmesi gerektiğini, bunun ise kendisi için büyük bir sorun yaratmasa da o süre boyunca yedek bir telefona ihtiyaç duyduğunu ekliyor.
Tschavgova’nın Fairphone deneyiminde dikkat çeken bir diğer nokta ise “daha bağımsız” bir kullanım tercihi. Yeni bir işletim sistemi kurduğunu ve böylece cihazını Google hizmetlerinden arındırdığını söyleyen kullanıcı, bundan memnun olduğunu belirtiyor. Modüler parça değişimi konusunda ise yalnızca arka kapağı ve ekran koruyucuyu yenilediğini, telefonun temel parçalarını değiştirmeye ihtiyaç duymadığını aktarıyor.

Markanın vaatlerini yerine getirdiğini kullanıcı yorumları da doğruluyor
Trustpilot.com sitesinde yer alan verilere göre, 1.661 kullanıcı yorumuna dayanan değerlendirmeler, şirketin müşterilerinin önemli bir bölümünde olumlu bir deneyim yarattığını gösteriyor. Yorumlarda en sık öne çıkan noktalar, ürünlerin kaliteli bulunması ve batarya ile ekran gibi parçaların kolayca değiştirilebilmesi sayesinde telefonların ömrünün uzaması. Buna karşın, kimi yorumlarda yazılımın olgunlaşmamış olduğu, zaman zaman donmalar yaşandığı ve “rahatsız etmeyin” modu ile internet bağlantısı gibi bazı özelliklerin beklentiyi karşılamadığı yönünde eleştiriler yer alıyor.
Farklı web siteleri incelendiğinde, Reddit gibi platformlarda Fairphone 5’in oldukça olumsuz yorum aldığı görünüyor. Kamera, bellek ve yanıt vermeyen uygulamalar açısından eleştiriliyor. Ancak bu olumsuz yorumların FP5 için çoğunlukla yapıldığını, diğer modelleri kapsamadığını belirtmek gerekiyor.
Marka şeffaf olsa da hammadde ihtiyacı ve tedariği adil vurgusunu gölgeliyor
E-atık krizi resmi geri dönüşüm çabalarının 5 katı hızla büyüyor, dünyada 5 milyardan fazla kullanılmayan telefon bulunduğu, 2050’de yıllık 120–150 milyon ton e-atık öngörüldüğü, AB hanelerinde ise 642 milyon atıl telefon (431 milyonu geri dönüştürülebilir) ve 1,1 milyar avroluk malzeme değerinin çekmecelerde beklediği belirtiliyor. Fairphone ise bu “doğrusal” tüketim modeline karşı, 23 odak malzeme için “Roadmap 2030” ile daha “adil” bir tedarik yaklaşımı önerdiğini, yeni Fairphone Gen.6’da cihaz ağırlığı bazında %51 “fair mined & recycled” (adil madencilikle çıkarılmış ve geri dönüştürülmüş) malzemeye ulaştığını söylüyor, ancak aynı raporlama, içeriğin %37,92’sinin geri dönüştürülmüş, %0,39’unun doğrudan fair-mined, %13’ünün kredi (book & claim) modeliyle karşılandığını, %48,69’unun ise “unknown” (bilinmeyen kaynak) kaldığını gösteriyor. Bu veriler bir yandan dönüşüm arayışını gösterirken diğer yandan tedarik zincirinde şeffaflık/izlenebilirlik sınırlarının hala büyük ölçüde muğlak olduğunu anlatıyor.

Sonuç olarak Repair Cafe hareketinin başlatmış olduğu dönüşüm hızlı üretim ve tüketim sistemine karşı uygulamaya dayalı alternatif bir yol sunuyor. Hazırladıkları rehberle ise dünya genelinde kendi bölgelerinde Repair Cafe hareketine katılmak isteyen gönüllüler için kolaylaştırıcı bir misyon üstleniyorlar. Gezegenin tükenen kaynakları ticari girişimleri de daha sürdürülebilir üretim süreçlerine yönlendiriyor. Fairphone, teknoloji alanında iyi örneklerden biri. Kâr amacı güden bir girişim olup etik değerlere öncelik vererek ticari süreçlerde yıkıcı olmayan bir tutumun mümkün olduğunu gösteriyorlar. Ne Repair Café’ler ne de Fairphone tek başına e-atık krizini çözebilecek ölçekte girişimler. Ancak biri onarma kültürünü yeniden görünür kılarken, diğeri teknolojik ürünlerin farklı tasarlanabileceğini gösteriyor. Her iki örnek de kullan-at kültürünün kaçınılmaz olmadığını hatırlatıyor.
















