- İstihdam artıyor, sendikalılık geriliyor: İşçilerin yüzde 86’sı TİS güvencesinden uzak! - Temmuz 29, 2026
- Tarlada ve sokakta termal adaletsizlik: Sıcak dalgası ve kentsel ısı adası emekçiler için iklim afetine dönüşüyor - Temmuz 26, 2026
- Resmi veriler ve saha gerçekleri: İzmir ormanları yangına ne kadar hazır? - Temmuz 23, 2026
Homeros’un İlyada’sında sularını kirletenlere karşı savaşan nehir tanrısı Skamandros, bugün de modern dünyanın yıkımına karşı direniyor. Çanakkale’nin can damarı Sarıçay ve Karamenderes havzalarını kuşatan üç büyük holdinge karşı peş peşe gelen kritik kararlar, ekoloji mücadelesinde yeni bir dönüm noktası oldu.
Skamandros’un Savaşı, Homeros’un İlyada destanında Truva Savaşı sırasında öfkeli Yunan kahramanı Akhilleus (Aşil) ile Truva Ovası’ndan geçen Skamandros Nehri’nin (günümüz Karamenderes Nehri) tanrısı arasında geçen efsanevi bir mücadeledir. Nehir tanrısı, sularını kirleten ve katlettiği Truvalı askerlerin cesetleriyle dolduran, Truva toprağını işgal eden Akhalara karşı sularını kabartmış; istilacıları durdurmak ve boğmak için onlarla savaşmıştır.
İşte o nehir tanrısı, binlerce yıl önce işgalcilere karşı nasıl taştıysa, bugün de modern dünyanın yıkımına karşı benzer bir savaş veriyor. Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı’nı besleyen Sarıçay havzası ile hemen güneyindeki mitolojik Karamenderes havzası, üç büyük holdingin maden kuşatması altında. Bölgede zenginleştirme tesisi bulunan üç büyük holding; İlbak Holding (bağlı şirketi Mmd Madencilik), Nurol (Tümad/Doğu Biga) ve CVK Holding (Orta Truva). Ancak havzadaki tehdit bunlarla da sınırlı değil; bölgeye gözünü diken Koza Altın (Türk Altın) ve Cengiz Holding gibi çok daha fazla sermaye grubu havzanın can damarlarına çökmüş durumda. Son dönemde yaşanan iki önemli gelişme ise bu kuşatmaya karşı yürütülen hukuki ve toplumsal mücadelede yeni bir dönüm noktası oldu.

Karar diğer şirketlere emsal olacak mı?
CVK Holding’e bağlı Orta Truva şirketinin Sarıçay havzasında yürütmek istediği “TV Tower” altın madeni projesi Devlet Su İşleri’nin (DSİ) verdiği olumsuz görüş üzerine iptal edildi. Yaşam savunucuları, DSİ tarafından verilen bu iptal kararının Sarıçay havzasında faaliyet gösteren diğer iki şirket; İlbak (Mmd Madencilik) ve Nurol Holding için de derhal emsal kabul edilmesi, bu şirketlerin maden sahası ruhsatları ile ÇED Olumlu kararlarının iptal edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Koza altın projesine mahkemeden kesin durdurma
Bölgedeki ikinci hukuki kazanım ise Koza Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Atikhisar Barajı koruma mesafesinde, Serçiler ve Terziler Köyü civarında açmak istediği “Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Projesi”ne karşı alındı.
Çanakkale 2. İdare Mahkemesi, projenin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davada, itiraz yolu kesin olarak kapalı olmak üzere yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkemenin 25 Haziran 2026 tarihli gerekçeli kararında yer alan bilirkişi raporu, tehlikenin boyutunu bilimsel olarak gözler önüne serdi. Kararda şu ifadelere yer verildi:
• Yüksek asit maden drenajı potansiyeli ve yarım asrı aşacak ocak gölü kirlilik baskısı nedeniyle, projenin havza su kalitesi üzerinde “geri döndürülemez etkiler” yaratma riski bilimsel olarak bertaraf edilemedi.
• Bölgenin yoğun çatlaklı (fay) ve gözenekli volkanik yapısı, ağır metal yüklü sızıntıların kontrol edilemeyeceğini gösteriyor. Bu durum, yeraltı suyu rejimini bozarak Atikhisar Barajı’nı, içme suyu kaynaklarını ve tarım arazilerini doğrudan zehirleme riski taşıyor.
• ÇED Raporu’nun teknik ve bilimsel yönden yetersiz olduğu, tarım alanları ile sit ve koruma alanları üzerindeki olumsuz etkilerinin yeterince değerlendirilmediği saptandı.

İskender’in nehri Granikos, Cengiz’e tahsis edildi
Antik Troas bölgesinin iki ünlü efsanevi nehri bulunuyor: Biri Troya Ovası’nı ve Çanakkale’nin en büyük, en verimli toprakları olan Batak ovasını sulayan Skamandros (Karamenderes), diğeri ise Büyük İskender’in tarihe geçen Granikos Savaşı ile anılan Granikos Nehri (Kocabaş Çayı).
Maden kıskacı bugün sadece Sarıçay ve Karamenderes ile sınırlı kalmıyor. Karamenderes havzasını tehdit eden en büyük projelerden biri olan Cengiz Holding’in Halilağa Altın-Bakır Madeni projesinin su ihtiyacını karşılamak üzere, bölgenin diğer antik nehri Granikos tahsis edildi. Bir nehir maden atıklarıyla kirletilme riskiyle yüz yüze bırakılırken, diğer antik nehir bu yıkım projelerini beslemek için adeta kurutulmaya zorlanıyor.
Çevre örgütlerinden ortak kararlılık
Koza Altın’a karşı kazanılan bu hukuki zaferin; Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Bergama Çevre Platformu, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ve bölge halkının girişimleriyle açılan davada yürütmeyi durdurma kararı verilmesinin ardından ortak bir açıklama yapan ekoloji örgütleri, kararlılıklarını şu sözlerle vurguladı:
“Bu kadar açık ve net bilimsel gerçekliğe ve hukuka aykırı olan projenin ve ÇED Raporunun, 2009/7 Sayılı Genelge bahanesiyle ısıtılıp geri getirilmesine izin vermeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Yaşam altından değerlidir!”
Antik çağda sularını ve toprağını korumak için savaşan Skamandros’un çığlığı, bugün Sarıçay ve Karamenderes havzalarını korumak için bir araya gelen ekoloji örgütlerinin ve Çanakkale halkının ortak mücadelesinde hayat buluyor.
2009/7 genelgesi tehlikesi nedir?
Çevre davalarında mahkemelerin verdiği iptal kararlarının ardından, şirketlerin ÇED raporlarındaki eksikleri “tadilat” adı altında ufak değişikliklerle giderip, yeniden başvuru yapmalarını sağlayan Çevre, Şehircilik ve İmtiyaz Bakanlığı genelgesidir. Yaşam savunucuları, Koza Altın davasında elde edilen kesin nitelikteki bu zaferin ardından idarenin bu genelgeyi bir can simidi olarak şirkete sunmaması konusunda kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyor.
















