- Geçmiş Zaman Olur ki… İzmir’de bir deniz faciası ve ateşe verilen iskeleler - Haziran 1, 2026
- “İnğiliz pantalonu dikilir” - Mayıs 16, 2026
- Piyaleoğlu Hanı’nda eski zamanlardan bir zanaatkar - Nisan 29, 2026
İzmir’de 30 Eylül 1908 gecesi yaşanan trajik deniz kazasının üzerinden tam 118 yıl geçti. Körfez’de yolcu taşımacılığı yapan Hamidiye şirketinin vapurlarının karıştığı facia, tıpkı bu kazadan birkaç yıl sonra Kuzey Atlantik Okyanusu’nda yaşanacak olan Titanik faciası gibi, şehrin hafızasında izler bıraktı. 118 yıl önce o gece neler oldu; Karşıyaka ve Konak iskelelerini kimler, neden ateşe verdi? İzmir’de denizcilik tarihinin en trajik kazalarından birinin tozlanmış hikayesini anımsarken; İzmir halkının kullanmaya devam ettiği iskelelerinin bugününe ve geleceğine bakıyoruz…
Fotoğrafçı Nikos Athanasiadis, mimar Bebas, doktor Andreas Vulgaris, pastacı Petros Aleksiu ve tüccar Yeorgios Stradis o akşam iş yerlerini kapatmış; Konak iskelesinde Kordelio’ya (Karşıyaka) gidecek vapuru beklemeye koyulmuşlardı. İskele giderek kalabalıklaşıyordu. Nihayet vapur göründü. Kısa sürede tıklım tıklım dolacak ve 170 yolcusuyla karşı kıyıya doğru seferine başlayacaktı.
Çok önceleri deniz yoluyla ancak kayık veya sandal tutup gidilebilen bir semt olan Karşıyaka, 2. Abdülhamid döneminde kurulan Hamidiye Vapur Kumpanyası’nın başlattığı vapur seferleri sayesinde hızla gelişmiş; ticaretin merkezi olan Konak’a ulaşım kolaylaşınca İzmir’in zengin Levanten aileleri yazlık konutlarını burada inşa etmeye başlamıştı. Vapur seferleri, bir zamanlar çulluk avlanmaya gidilen ıssız bir yer olan Karşıyaka’nın hem nüfusunu hem de sosyal atmosferini tamamen değiştirmişti.
1800’lü yıllarda Karşıyaka’yı İzmir’e bağlayan kara yolu dışında ulaşım için kullanılan en önemli araç sandal ve kayıktı. 1870’de bir Rum’un Bornova İskelesi’ne vapur işletmeye başlamasıyla ulaşımda yeni bir sayfa açılacak; 1874’de körfezde işleyen vapurların sayısı hızla artacaktı.

Maden yönetmeliğiyle gelen geniş imtiyazlar
Osman Öndeş’in hazırladığı ”Vapur Donatanları ve Acenteleri Tarihi” kitabında da yer verildiği üzere,1869’da çıkartılan yeni maden yönetmeliğinden yararlanan İzmir’deki Levanten toplumunun ileri gelen isimleri Söke, Tire, Nazilli başta olmak üzere Ege’nin pek çok bölgesinde maden ocakları işletmeye başlamıştı.Bu ticaret erbabı, İzmir’de gemi acentesi olarak sahip oldukları büyük güç bir yana; aslında acenta olmak niyetiyle denizciliğe girmemişlerdi. Aksine ticaret yaşamları nedeniyle gemi acenteliğine de soyunmuşlardı. Örneğin C. Whittall & Co. ve J.W. Whittall & Co. Ltd. Şirketi gemi acentesi hem ticaret yapıyor hem de posta vapur şirketlerini temsil ediyordu.

Özetle, hem tüccar,hem banker, hem gemi ve sigorta acentesi hem de muhtelif maden yataklarının sahibi, işleticisi ve satıcısıydılar.

Kıran kırana imtiyaz savaşı
Dolayısıyla o yıllarda geniş imtiyazlarla donatılmış bu şirketler için İzmir Körfezi’nde vapur işletmek, asıl işlerinin yanında, olmazsa olmaz faaliyetlerdendi. 1883 tarihinde Körfez’de vapur işletmeciliği imtiyazı için başvuranlar arasında İzmir’de yerleşik Rum, Levanten ve diğer ekaliyetlerin yanında yerli girişimciler de vardı. Bunlar arasında en dikkat çekici olan Karşıyaka köyleri sakinleriydi. Karşıyaka halkı vapur seferlerinin önemini kavramıştı. O yıllarda Jolly Kumpanyası tarafından kullanılan “mavna bozuntularını” tehlikeli buluyorlar ve vapur personelinden şikayet ediyorlardı. İmtiyaz başvurusu süreci Saray tarafından yerli bir ismin, tüccar Yahya Hayati Efendi’nin lehine sonuçlanacaktı.


İstanbul ve Kassandra’nın trajik sonu
Akademisyen Ferhat Berber‘in ‘’19. yy İzmiri’nde İtibar ve İktidar: Yahya Hayati Paşa, Saray, Mülki İdare ve Eşraf” başlıklı makalesinde aslen Trabzonlu olan Yahya Hayati Efendi’nin İzmir’de bir süre belediye başkanı olarak görev yaptığı belirtiliyor. Ulaşım ve madencilik alanlarında işletmecilik yapmış, kuruyemiş ticareti ile ilgilenmiş; vilayet idare meclisi azalığını yürütmüş ve Bayraklı semtinin imarına öncülük etmiş bir girişimci…
Yahya Hayati Paşa Hamidiye Vapur Şirketi’ni kurana dek İzmir Körfezi’nde pek çok yabancı şirket deyim yerindeyse ”kelle koltukta” taşımacılık yapıyor. 1883 itibariyle İzmir Körfezi’nde vapur işletme tekeli 30 yıllığına Hayati Paşa’ya verilince şirket ilk seferini 1884’de başlatıyor ve rakipleri arasından hızla sıyrılıp Körfez’de vapur işleten tek şirket haline geliyor.
30 Eylül 1908 akşamı saat 20.00’de Pasaport iskelesinden hareket edip Karşıyaka yönüne seferini yapacak olan İstanbul vapurunda 170 yolcu bulunuyordu. Çoğu iş insanı, tüccar, bankacı olan yolcular hareketten birkaç dakika sonra çok şiddetli bir çarpışmayla ortadan ikiye ayrılan vapurla beraber İzmir körfezinin karanlık sularına gömüleceklerini nereden bileceklerdi?
Avrupa’dan 1888 yılında getirilen ahşap bir tekne olan İstanbul vapuru, Şirket-i Hamidiye’ nin Selanik’ ten gelen Kassandra vapurunu fark ettiğinde iş işten geçmişti. İki vapur Pasaport açığında korkunç bir gürültüyle çarpıştı ve dümeninde kaptan Rauf Efendi’nin olduğu İstanbul, aldığı şiddetli darbeyle ortadan ikiye bölünerek battı. İzmir gazetelerinden Ahenk, olayın ertesi günü ölenlerin sayısını 63 olarak yazacak; İstanbul’da yayınlanan Ceride-i Bahriye dergisi ise bir hafta sonra 170 yolcudan ancak 30’unun kurtarıldığını duyuracaktı.
Faciada ölenler arasında Rumlar, Türkler, Yahudiler ve Ermeni vatandaşlar ile Avrupalılar da bulunuyordu. Hayatını kaybedenler için şehir genelinde yas ilan edildi.
Büyük mağazalar ve dükkanlar kapandı. Tiyatro ve sinema gösterilerine ara verilerek kiliselerde ve Musevi yetimhanesinde ölenlerin ruhuna ayinler düzenlendi.
Kaza İzmir’de bomba etkisi yarattı. Aralarında çok sayıda Karşıyakalı Rum’un bulunduğu onlarca yolcu boğularak ölmüştü. Dönemin gazetelerinde “Kazaya İstanbul vapurunun izinli olan kaptanı İsmail Efendi’nin yerine getirilen Rauf Efendi’nin acemiliğinin yol açtığı” haberleri yer aldı. Rauf Efendi’nin kaptanlık yapması daha önce de birçok kez liman memurlarınca engellenmişti. Elinde yedek kaptan bulundurmayan Hamidiye Şirketi’nin kazada önemli ihmali vardı. Bu durum halkta büyük bir öfkeye yol açacak ve Karşıyaka ve Kordon vapur iskelelerinin ateşe verilmesiyle trajedi büyüyecekti.
İzmir’de matem havası
Tarihi boyunca nice afet görmüş ve ne yazık ki izleyen yıllarda Büyük İzmir Yangını’na sahne olacak kent, 1908 yılının sonbaharında Körfez’in iki yakasındaki iskelelerin halk tarafından ateşe verilmesiyle uzun yıllar unutulmayacak bir olaya tanıklık edecekti. Karşıyaka-Konak arasında vapur seferleri uzun süre yapılamayacak, Kordelio eski neşesini yitirip ıssızlığına geri dönecekti. Hayatını kaybedenlerin ailelerinin Hamidiye Şirketi’ne açtıkları tazminat davaları ise kentin gündemindeki yerini uzun süre koruyacaktı.
Bu korkunç kazayı İzmir doğumlu yazar Christos Solomonidis‘in Tis Smirnis adlı kitabından okuyalım. (Solomonidis’in babası da 1922’ye dek İzmir’de Amalthia adlı Yunanca bir gazete çıkarmıştı)
“Dümeninde Rauf Kaptan’ın bulunduğu İstanbul, Hamidiye Şirketi’nin vapurlarından biri olup, akşam saat sekiz seferi için tıklım tıklım dolu olduğu halde İzmir İskelesi’nden ayrılmıştı. Kıyıdan henüz uzaklaşmıştı ki, Şiıket-i Hayriye’nin ‘Kassandra’ isimli ve o sırada limana giren büyük gemisiyle çarpıştı. Çarpışma korkunçtu. İstanbul tam olarak iki parçaya ayrıldı ve birkaç saniye içinde battı. Yolcular ve mürettebatın çoğu trajik bir ölümle buluştu. Kaza haberi şehirde ve banliyölerde çabucak duyuldu. Tüm halk feryat figan içinde iskeleye aktı. Dramatik olan, akrabalarının boğulanları teşhis ettiği andı. İzmir genel bir mateme gömüldü. Mağazalar, bürolar, okullar kapalı. Bayraklar her yerde yarıya indi ve kiliselerin çanları matemli bir şekilde çalıyorlar. Gazeteler siyah bir çerçeveyle yayımlandılar ve duvarlar, özellikle Frenk Mahallesi’ndekiler tamamen boğulanların ölüm ilanlarıyla kaplanmış durumda. Talihsiz kurbanların cenazelerinde, cenaze alayını oluşturan kalabalık sorumlu olduğunu düşündüğü vapur acentelerini – Kazanın sorumluları her iki geminin kaptanlarıydı- tahrip ettikten sonra, Hamidiye Şirketi’nin ahşap iskelesini ateşe verdi. Karşıyaka’da ise tüm cemaat üyelerinin katıldığı bir gösteri ve toplantı yapıldı. Validen böyle kötü vapurları körfezde işlettiği için Hamidiye Şirketi’ni yasaklaması istendi.”

Vapur mu ‘ecel teknesi’ mi?
Körfezde 1884-1923 döneminde genellikle ahşap vapurlar işletilmişti. Bunların bazıları yelkenli, bazıları balıkçı teknesinden yolcu vapuruna dönüştürülmüş buharlı küçük teknelerdi. 1908’deki kazadan sonra İzmir halkı bu vapurlara “ecel teknesi” adını takacaktı.
Hamidiye şirketinin sonunu getiren bu trajediden bir müddet sonra, İzmirli Levanten tüccarların ortak olduğu Guiffrey şirketi, İstanbul Hükümeti’nden aldığı geçici izinle bir dönem vapur işlettiyse de uzun süreli olmadı. İşletme imtiyazı 1923’te Uşakizade Muammer Bey’e verildi. Sonraki yıllarda işletme izinleri -Cumhuriyet’in ilanından sonra- İzmir Körfez Vapurları İdaresi’ne, ardından Denizcilik Bankası’na, 1986’dan itibaren Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ve son olarak 2000 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzdeniz’e devredildi.
Peki ya şimdi; kamusal alanlar AVM mi olacak?
Bugün de İzmir’in en önemli deniz ulaşım noktaları olan Konak, Karşıyaka ve Bostanlı iskelelerinde şimdilerde yeni imar planları gölgesinde özelleştirme tartışması yaşanıyor. Muhalefetin üstünden buldozerle geçilen bu dönemde ülkenin siyasi iklimi ise her zamankinden daha sert. İzmirli şu sorunun yanıtını merak ediyor; Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nca (ÖİB) hazırlanan ve Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan imar değişiklikleri bu mekanları tarihinden ve ana işlevinden koparacak mı? Yüzyıllardır halkın hizmetinde olan iskelelerin özelleştirilmesinde nasıl bir kamu yararı söz konusu?
Ve asıl soru şu; 100 küsur sene evvel İzmir halkı henüz ‘kent hakkı’ndan bihaber iken yabancı vapur işletmeleri yerine yerli bir şirkete işletme hakkı verilmesi için direnmişti. Bugün bu hafıza mekânlarına, İzmir halkına ait olan bu olan alanlara aynı ruhla sahip çıkacak mıyız?
Kaynaklar:
- ‘Ferhat Berber, Şehir Kültür Medeniyet: Çaka Bey’den Günümüze İzmir’, Kâtip Çelebi Üniversitesi Yayınları, 2022
- Yaşar Ürük, Yenigün Gazetesi, 18 07 2023
- Osman Öndeş, Vapur Donatanları ve Acenteleri Tarihi, İMEAK Deniz Ticaret Odası, 2013














Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.