Hız ve yavaşlık orantısında sürdürülebilir kalkınma

0 Paylaşım

Açlık, yoksulluk, toplumsal cinsiyet, iklim, sağlıklı tüketim ve üretim, temiz su kaynakları, istihdam, eğitim ve refahın içerisinde bulunduğu toplam 17 sürdürülebilir kalkınma hedefi bütünlüklü bir yeni alternatifi beraberinde getirmektedir.

Yerelin öneminin her geçen gün arttığı günümüz dünyasında kentlerin, ilke ve felsefeleriyle ilerleyerek, dayanışmayı arttırarak ve hizmet üretmeye devam ederek, çizdikleri yol haritasına sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiği herkes tarafından bilinmektedir. Öte yandan, 18. yüzyıl sonunda Sanayi Devrimi’yle beraber “hız” ve “büyüklük” algısının egemen olduğu da bir gerçektir. Bu algı, insanoğlunun doyumsuzluğunu ve aceleciliğini gün geçtikçe ortaya çıkarmış olsa da bu süreç insanlığı mutlu etmemiş ve bugün de etmemektedir. Ortaya çıkan bu büyük dalga herkesi içerisine çekmekte, tüm yaşam alanlarımıza sızmaktadır. Bu durum sağlığımızdan eğitim durumumuza, yaşam koşullarımızdan tüketimimize kadar yer almaktadır.
Çağımıza damgasını vuran, belki de çağımızın en büyük değeri “yavaşlık ve yaratıcılık” işte bu arayışların bir sonucudur. Özgürlük arayışının sonucunda ortaya çıkan en muazzam çözümlerden biridir aslında “Sürdürülebilirlik ve Kalkınma”. Çünkü yavaşlık ve yaratıcılık sayesinde yeni keşifler ortaya çıkmakta, sağlıklı ve uzun süreli paylaşımlar makbul olmaktadır. Çıkan bu muazzam buluşlar sayesinde insanoğlu üretmek için yenilikler ortaya koyabilmektedir. Böylelikle iyi, temiz ve bilinçli bir birey olma hususunda farkındalık oluşturulmaktadır. Sonucunda kalkınma ortaya çıkmakta, mevcut yaratıcılığın devamı için sürdürülebilir kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Günümüzde bu dört temel varoluş her geçen gün bir basamak atlayarak ilerlemekte, kentlerin ve insanoğlunun geleceğini, kimliğini ve doğasını koruması konusunda yol haritası çizmektedir.
Yol haritası sağlık, iklim, eğitim, üretim, istihdam ve yaşam alanları konularını içermektedir. Bu süreç yeni fikirlere ortam sunmaya ve bilinç uyandırmaya başlamıştır. 2015 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Zirvesinde 193 ülkenin bir araya gelerek imzaladığı 17 hedef (amaç) bunun en büyük kanıtıdır.
Açlık, yoksulluk, toplumsal cinsiyet, iklim, sağlıklı tüketim ve üretim, temiz su kaynakları, istihdam, eğitim ve refahın içerisinde bulunduğu toplam 17 evrensel hedef bütünlüklü bir yeni alternatifi beraberinde getirmektedir. En büyük role sahip yerel yönetimler mevcut hedefleri bünyesine katan çalışmalar hayata geçirebilmekte, ortaya çıkan sonuç doğrultusunda raporlamalar yapabilmektedir. Mevcut sonuçlar ise yerel yönetimlerin dokunabildiği her alanı (sağlık, iklim, eğitim, üretim, istihdam ve yaşam alanları) dengeleyebilme imkânı sunmakta ve kontrol mekanizmasını güçlendirebilmektedir.
Az önce belirtildiği gibi yerel yönetimlerin en büyük role sahip olduğu bu mücadelede cittaslow (Sakin Şehir) hareketi bu başarının en büyük örneğini ve yapı taşını oluşturmakta, “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”ni bünyesinde taşıyabilmektedir. Çünkü kente bir yerel kalkınma modelini sunmaktadır. Kendi farklılığının farkında olan kentlerin gelişimi ve ilerlemesi, çevreye ve doğaya saygılı kalmalarıyla mümkündür. Sürdürülebilirliği ve kalkınmayı benimseyen kentler ise doğasını, tarihsel kimliğini, yerel lezzetlerini, kültürlerini korudukları sürece bu kimlikle uyumlu olabilmektedirler. Türkiye’nin ilk cittaslow üyesi olan Seferihisar’da bu kapsamda örnek çalışmalara imza atılmıştır. Yerel kalkınmayı bir farkındalık ile ortaya koyan sürdürülebilir çalışmalar her bir bireye dokunabilmiştir.

Seferihisar’da neler yapıldı?
Seferihisar’da bu yolculukta hayata geçirilen bazı örnekleri vermek gerekirse;
– “Can Yücel Tohum Merkezi” sayesinde Yerel tohumlar korunarak,
– Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile birlikte hayata geçirilen “Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı” ile kadınların toplumdaki öncü rolü ortaya konularak ve yöresel lezzetler gün ışığına çıkarılarak,
– 2009 yılında başlatılan “Üretici Pazarları” ile yerel üreticilerin söz hakkına sahip olmaları ve yeniden üretime geçmeleri teşvik edilerek,
– Bir büyük mandalina bahçesi olan Seferihisar’da mandalina ağaçlarının yok olmasına ve mandalina üretiminden vazgeçilmesine engel olmak için Mandalina Üretici Birliği kurarak, Doğanbey Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile kuru mandalina, zeytinyağı ve farklı kuru meyve üretimini başlatarak ve yıllar sonra canlandırılan “Mandalina Festivali” ile tanıtıma destek vererek,
– Seferihisar’da sadece tek bir kökenden insanların yaşamadığının bilinciyle, bu farklılıkları bir zenginlik olarak kavrayıp bu sayede “Seferihisarlılar Buluşması” projesini hayata geçirerek,
– 500-1200 yaş arası 200’e yakın zeytin ağacı tespit edip zeytinlerini toplayarak, sıkılan zeytinyağlarının müzayede ile satılıp, sahip olunan doğal zenginliğin büyüklüğüne ve değerine dikkat çekmeye çalışarak…
Özetle; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri yerel yönetimlerin gündeminde bulunmaya güçlü bir şekilde devam edecektir. Kalkınma hedeflerini kendilerine felsefe edinen vatandaşlar, ulusal ya da uluslararası STK’lar, kooperatifler, üniversiteler ve diğer kuruluşlar büyük tehdit oluşturan küresel tehlikeler karşısında etkili paydaş olabilmektedir. Böylelikle çevremizdeki sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kapsayan tüm değerler dengeli bir biçimde koordine edilebilecek ve daha sağlıklı bir gelecek bırakılabilecektir.