Seferi Keçi’de tohumlar elden ele

Seferi Keçi ve Seferihisar Gıda Topluluğunun “Endüstriyel Şirket Tohumlarına Karşı Atadan Kalma Yerel Tohumlar” buluşması, yerel üretici ile bilinçli tüketiciyi bir araya getirerek Seferihisar’da yerel tohum mücadelesine küçük ama anlamlı bir halka ekledi. “Büyük dertlere küçük çareler” başlığı altında düzenlenen etkinlikte, Karaot Tohum Derneği gönüllüsü Feray Karapınar yerel tohumların tarihsel ve politik arka planını anlattı; ardından gerçekleşen tohum takasında üreticiler, yerel çeşitleri birbirleriyle paylaştı.

Etkinliğin açılışında, tohum meselesinin sadece tarımsal değil, aynı zamanda gıda egemenliği, bağımlılık–özgürlük, kültürel miras, biyoçeşitlilik ve iklim kriziyle iç içe geçmiş bir konu olduğu vurgulandı.

Karaot’un yerel tohum mücadelesi

Sunumda Karaot Tohum Derneği’nin 20 yılı aşan çalışmaları ve yerel tohum mücadelesinin Türkiye’deki seyri özetlendi. Karapınar, derneğin ilk yıllarda “iyi domates, iyi salatalık” peşinde başlayan yolculuğunun kısa sürede küresel tohum şirketleri, GDO’lu tohumlar ve ulusal tohum mevzuatıyla yüzleşen bir mücadele hattına dönüştüğünü anlattı.

ABD’de başlayan genetiği değiştirilmiş tohum uygulamaları, Hindistan’da basmati pirincinin patentlenme girişimi ve Vandana Shiva önderliğinde büyüyen kadın hareketi gibi örnekler üzerinden, yerel tohumların sadece tarımsal değil, siyasal ve toplumsal bir direniş başlığı olduğuna değinildi. Türkiye gibi ülkelerde ise sürecin, çiftçinin “yüksek verim” vaadiyle endüstriyel tohuma bağımlı hale getirilmesiyle geliştiğini vurguladı. Türkiye’de 2006 yılında çıkan 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun yerel tohumların üretim ve paylaşımı üzerinde yarattığı baskıları somut örneklerle aktardı. Karapınar, “Bir şeyin tohum olabilmesi için her yıl aynı boy, aynı renk, aynı meyve verecek diyorlar; hangimiz birbirimize benziyoruz ki?” diyerek, yasanın doğaya aykırı mantığını somut bir dille anlattı. Karapınar, ihtiyacından fazla tohum bulundurmanın dahi ağır para cezalarıyla karşılandığını hatırlatarak, bu düzenlemeleri “doğaya ve köylünün yüzyıllık pratiklerine aykırı” olarak niteledi.

Tohum takasından panayıra: Mücadele alanından sulandırılan şenliklere

Feray Karapınar, Karaot Derneğinin 2010 yılında Torbalı’da düzenlediği ve 150 üreticinin birbirleriyle ciddi miktarda tohum takası yaptığı buluşmanın Türkiye’de yerel tohum mücadelesinde önemli bir eşik olduğunu anlattı. Ancak zamanla tohum takas şenliklerinin, keşkek kazanları ve sahneye çıkan yerel sanatçılar eşliğinde “panayıra” dönüştüğünü, çiftçiyle gerçek anlamda üretim ve çeşit paylaşımının arka planda kaldığını eleştirel bir dille ifade etti.

​ Karapınar, Karaot Tohum Derneğinin bugün birlikte çalıştığı Efes Selçuk Belediyesi Efes Tarlası Yaşam Köyü Tohum Merkezinde 2300 yerel çeşidin bulunduğunu; sadece domatesin 160, biberin 265 çeşidinin saklandığını aktardı. Ancak gelinen noktada yeni tohumlar toplamanın ve bu çeşitliliği yalnızca kavanozlarda saklamanın anlamını yitirdiğini, bunun olması gereken yere, tarlaya, pazara, sofraya dönmesi gerektiğini ısrarla vurguladı. “Bu tohum piyasaya girmiyorsa, çiftçi bundan para kazanmıyorsa, sadece bir yerde biriktirmenin anlamı kalmıyor” diyerek, çabanın sahici bir sonuca ulaşması için üretim–tüketim ilişkisinin kurulmasının şart olduğunu söyledi.

Yerel tohum ve bilinçli tüketici vurgusu

Buluşmada endüstriyel tohum-ilaç-gübre döngüsünün ancak bilinçli tüketici desteğiyle kırılabileceğinin altı çizildi. Feray Karapınar, kış ortasında domates talep etmeye devam edildiği sürece çiftçinin endüstriyel üretimden kopmasının zor olduğuna dikkat çekerek, “Tüketici zehirsiz üretilen domatesi 2 lira fazla verip almadığı sürece, üretici mecburen endüstriyel sistem içinde kalmak zorunda” sözleriyle tüketici tercihlerinin belirleyici rolünü anlattı.

Karapınar, genç kuşakların tarımdan uzaklaşmasının arkasında ekonomik faktörlerin yanı sıra köylülüğün uzun yıllar boyunca gözden düşürülmesinin, “cahillikle” özdeşleştirilmesinin yattığını dile getirdi. Pek çok çiftçi ailesinin çocuklarını “okuyup köyden kurtulsun” diye başka mesleklere yönlendirdiğini, bunun sonucunda genç çiftçi nüfusunun hızla azaldığını belirtti. Bunun hem yerel tohumların hem de kuşaktan kuşağa aktarılan tarımsal bilginin devamlılığını ciddi biçimde zayıflattığını vurguladı.

Son kuşaklar ve bilgi birikiminin kayda geçirilmesi

Karapınar, konuşmasında özellikle “elektrik ve plastik öncesi tarım” deneyimini taşıyan son kuşak çiftçilerin önemine dikkat çekti. Karaot Derneğinin önümüzdeki yıllarda bu kuşakların tarımsal ve kültürel bilgisini video ve ses kayıtlarıyla arşivlemeyi hedeflediğini, bunun gelecek nesiller için hem tarım hem de toplumsal hafıza açısından kritik olduğunu ifade etti. Yerel tohumları sadece kavanozlarda biriktirmenin yeterli olmadığını, bu bilgiyi üretim modelleriyle birlikte gelecek kuşaklara devretmek gerektiğini vurguladı.

Üreticiler ve tüketiciler söz aldı

Söyleşinin soru–cevap bölümü üretici ve tüketicilerden gelen katkılarla etkinliğin en canlı kısmını oluşturdu. Seferihisar Gıda Topluluğu üreticilerinden Ümran Eklidağ kimyasal ilaçlı üretimin sağlık risklerine değinerek “Tohumları geleceğimize bırakmak zorundayız, toprağı da kendimizi de zehirlememeliyiz” sözleriyle yerel tohuma bağlılığını dile getirdi.

Gençlerin tarımdan uzaklaştığı değerlendirmesi karşısında Ulamış’tan Damla Karataş doğa dostu tarıma yönelen pek çok genç çiftçinin de olduğu ve bunun umut verici bir gelişme olarak görülmesi gerektiğini ekledi.

Yine Gıda Topluluğundan Şefkat Yayla ise artan iklim sorunları ve üretim zorlukları nedeniyle kendi bahçesinde domates yetiştirmekte zorlandığını, yerel tohuma dayalı ama ölçekli üretim yapabilecek çiftçilerle dayanışma kurmanın yollarını sordu. Karapınar, bunun mümkün olduğunu, önceden planlanan miktarlar üzerinden yerel tohumla üretim yapılabileceğini ve bu tür dayanışma ağlarının gıda toplulukları aracılığıyla güçlenebileceğini belirtti.

Tohum takası ve paylaşılan çeşitler

Etkinliğin son bölümünde tohum takası gerçekleştirildi. Seferihisar Gıda Topluluğu üreticilerinin getirdiği yerel tohumlar ile Seferihisar Belediyesi Can Yücel Tohum Merkezi ve Efes Tarlası Yaşam Köyü’nden temin edilen tohumlar masalarda yerini aldı. Üreticiler, hangi çeşidin hangi toprakta daha iyi tuttuğunu, ne kadar su istediğini, hangi hastalıklara dayanıklı olduğunu birbirlerine anlatarak tohumları paylaştı.

​Bir köşede kara karpuzun hikâyesi anlatılırken, başka bir masada salçalık domateslerin su isteği ve hastalıklara dayanıklılığı üzerine sohbetler sürüyordu. Tohum paketlerinin üzerine çeşit adı, bölge, hasat yılı not edilirken, yanına kimi zaman küçük bir anı, kimi zaman bir büyüğün adı iliştirildi; böylece tohumlar yalnızca genetik değil, hikâyesi olan bir miras olarak da el değiştirdi.

Seferihisar’daki buluşma bu yolda hem üretici hem de tüketici ayağında yeni bağlar kuran, yerel tohumun geleceğine dair somut bir dayanışma adımı olarak öne çıktı.

Paylaşmak için:
Seferi Keçi

Kültür-yaşam dergisi