Foça’da dayanışma ve emekle adım adım gelişen bir birlik: Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi

0 Paylaşım

Seferi Keçi Kooperatif Bakkalı’nı açtığımızda haliyle yeni kooperatiflerle iletişime geçme arayışına girdik. Hayırlı olsun ziyaretimize gelen Zeynep Altıok Akatlı Foça’da çok özel ürünleri olan çok özel bir kooperatiften söz etti. Bu vesileyle Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifiyle ve başkanı Nurgül Uçar Aktuğ ile tanıştık, Foça’nın istiridye mantarlı acukasını, bamya turşusunu tatma şansına sahip olduk. Nurgül Hanım bize uzun uzun kooperatifi anlattı. İşte satır başlıkları…

 

“Biz Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifiyiz. 2017 yılında kurulduk. Şu anda 165 ortağımız var. Tarımsal kalkınma kooperatifiyiz diye özellikle altını çizme ihtiyacı duyuyorum. Biliyorsunuz kadın kooperatifleri diye bir furya var. Bizimki kadınlar ve erkeklerin birlikte oluşturduğu bir kırsal tarım kooperatifi. Bunu önemsiyorum çünkü hayatı birlikte yaşayan, üretimi birlikte yapan cinsleriz. Dolayısıyla örgütlenmede ve yönetimde de birlikte olmalıyız. Kadınların sadece evsel üretim ya da el işi yapan kadın kooperatiflerine sıkışması, tarımsal kalkınma kooperatiflerinin geçmişte olduğu gibi erkeklere bırakılması durumunu besliyor ne yazık ki.”


“Çeşitli bir üye yapımız var. Büyük kentlerdeki beyaz yakalı yaşamlarından kopup Foça’ya gelmiş ve çiftçilik yapmaya başlamış arkadaşlarımız da var, küçük ölçekli üretim yapan çiftçi arkadaşlarımız da. Kooperatifi kurarken amacımız birlikte bir şeyleri başarabilmekti.
Pandemi şartlarını dikkate alarak düzenli kooperatif toplantılarını sürdürüyoruz. Çeşitli temalar belirliyoruz ve gönüllü öğretmenlerle bu konularda kendimizi eğitiyoruz. Sağlıkçılarımız, öğretim görevlilerimiz, ziraatçılarımız bizimle bilgilerini paylaşıyor. Bu toplantılar sayesinde zamanla birbirimizi daha iyi tanıyor ve kapasitemizi keşfediyoruz. Kooperatif çatısı altında sadece sağlıklı gıda değil sağlıklı insan ilişkileri de üretiyoruz.”


“2019 yılında kooperatif ortakları olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Meslek Fabrikasının açtığı istiridye mantarı yetiştiriciliği kursuna katıldık ve 2020 yılında sertifikalarımızı aldık.
Kooperatifimizin temelinde sağlıklı gıdaya ulaşmanın bir insan hakkı olduğu düşüncesi var. İstiridye mantarı da bu bakımdan çok özel bir ürün. İsterseniz zehrin içine, tarımsal zirai ilaçların içine atın, o ortamı bozuyor ve %100 sağlıklı bir proteine dönüşüyor. Bu çok kıymetli bir şey. İstiridye mantarı işini sevdik ve bunu kooperatifimizin temel ürünü haline getirme, kendimizi onun üzerinden tanımlama noktasına geldik. Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi dendiğinde zeytini, zeytinyağı gibi Foça’nın özel ürünlerinin yanı sıra istiridye mantarı akla gelmeli.”


“Ekonomik zorlukların insanları beslenmeden kısmak zorunda kaldığı böyle bir dönemde, istiridye mantarı sağlıklı bir protein olarak sofralarımızda temel bir yer alabilir, sağlıklı nesillerin yetişmesine yardımcı olabilir. Tabii bunun için istiridye mantarını anlatmamız gerektiğini de biliyoruz, çünkü geleneksel soframızda çok geniş bir yeri yok. Bunun için aynı zamanda istiridye mantarının masalcısı olmalıyız diyoruz.
Sıfır atıklı bir üretim döngüsünde de temel bir yeri var bizim için mantarın. Önce karakılçık buğdayını toprağa veriyoruz. Toprak ana bize hiç koşulsuz buğdayını veriyor. Biz onu ekmeğe çeviriyoruz, sapını ise kompost yapıyoruz ve içine istiridye mantarı tohumunu koyuyoruz. Yani ekmeğe dönüşen buğdayın sapından proteinimiz olan istiridye mantarını üretiyoruz. İstiridye mantarı üretildiğinde geriye kalan posayı gübre olarak toprağa veriyoruz. Tarladan marul alıyoruz, domates alıyoruz. Buyurun işte, ekmeği, yeşilliği, domatesi ve mantarıyla, atıksız bir üretimin sonucunda elde ettiğiniz nefis ve sağlıklı bir sandviç.”


“İlkelerimiz var ve bunlara sıkı sıkıya bağlıyız. Hiç zirai ilaç kullanmıyoruz. Üretimde hiçbir katkı maddesi kullanmıyoruz. Çok önemsediğimiz bir ilkemiz de şu: Biz Foça kooperatifiyiz. Foça’da ortaklarımızın ve beraber çalıştığımız üreticiler kadar kapasitemiz var. Daha çok pazarlama imkanımız var diye kendi çapımızın dışında, bilmediğimiz, güvenmediğimiz bir üretime yönelmiyoruz. Bu konuda önümüzde çok iyi örnekler var. Mesela Foça Mandırası bizim örnek aldığımız, gururla anlattığımız, özendiğimiz bir örnek. Yoğurt üretiyorlar, çok fazla talep var. Ama asla kendi belirledikleri standartların gerisine düşmeyen, sıfır iadeyle üretim yapıyorlar.
Doğal diyorsak, sağlıklı diyorsak ürettiğimiz her şeyde bu yüzde 100 olmalı. Tüketicinin karşısına bu güvenle çıkmalıyız. İlk kez nar ekşisi yapıyoruz örneğin. Epey bir kaynatmış arkadaşlar, tam kıvamı yakalayamamışlar. Bir gıda mühendisi sağlığa aykırı olmayan bir kıvam artırıcı önermiş, kesinlikle tercih etmedik. Yapamıyorsak yapmayalım. Sonunda başardık ama. Narsa nar, incirse incir. Hiçbir katkı istemiyoruz.
Tohumlarda da aynı hassasiyeti taşıyoruz. Yıllardır burada yetiştirilmiş, buranın toprağıyla bütünleşmiş ürünlerin tohumlarından üretimin
sürekliliğini sağlıyoruz. Atalık tohumları yeniden toprakla buluşturuyoruz.
Bu yıl karakılçık da ektik ilk defa.
Tüketiciye bu konularda yüzde 100 güven verecek, insanların sağlıklı gıdaya ulaşması için imkan sunacak bir konumda olmak istiyoruz. Gönül rahatlığıyla kendi çocuğumuza yedirmediğimiz hiçbir şeyi tüketiciye sunmuyoruz.”


“Kooperatif olmak belirli standartları olan küçük ölçekli bir üretimi sürdürebilmek için çok önemli. Bir araya gelmek, bilgi paylaşmak, imkanlarımızı ortaklaştırmak için örgütlenme ve dayanışma gerekiyor çünkü. Köy-Koop İzmir Birliği’nin ortağıyız. Zaman zaman onlarla
bir araya gelmeye çaba gösteriyoruz. Köy-Koop da bizi yönlendiriyor.”