Fevziye Hanım

0 Paylaşım

Fevziye Özkan, bazen öfkeli bazen de hüzünlü. Öylesine dertli, öylesine acı dolu ki yüreği. Ama yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen güçlü ve kararlı. Sonuna kadar inanıyor, hayvan hakları için verdikleri savaşı hayvan dostlarının her şeye rağmen bir gün kazanacağına.

SEHAYDER gönüllüleri bir yavruyu sahiplendirmenin mutluluğunu yaşıyor. Sağda oturan Fevziye Özkan.

 

Tüyleri pamuk gibi beyaz, gözleri engin deniz mavisiydi. Kıpır kıpırdı. Yaşıtları gibi yerinde durmak bilmiyordu. Mutluydu, kendisini güvende hissediyordu. Nefret dolu bakışlarını üzerinden ayırmayan, onu taşlayan garip insanlara karşı korunmak için durmaksızın havlamasına gerek yoktu. Onun da tüm şanslı arkadaşları gibi varlığından gurur ve mutluluk duyduğu bir sahibi vardı. Önüne koyduğu iki tas yemek artığı için gözünü kırpmadan uğruna canını feda etmeye hazır olduğu bir sahibi…
Büyük olasılıkla insani değerlerden yoksun bir sürücünün ona çarpıp kaçtığı güne dek böyle düşünüyor olmalıydı. Kim olduğu belirsiz bir sürücü, onu iki bacağından etmişti. Fakat keşke bacaklarından olsaydı. Güven, dostluk, vefa gibi inandığı tüm güzel değerleri de bacaklarıyla birlikte yitirmişti, Maviş. Güvendiği sahibi tedavi ettirmek yerine onu kanlar içinde bir çöp bidonun yanına koyup gitmişti. Günlerdir kanayan yaralarından çok daha derin yaraydı onunkisi. Acısını duyurmak için havlayacak takati de kalmamıştı. Açlıktan gün geçtikçe eriyor, sonunu bekliyordu kesik kesik ulurken. Ama neyse ki iyi yürekli insanlar da vardı bu dünyada. Karşılık beklemeden iyilik yapmaya hazır insanlar. Tesadüfen onu gören bir hayvanseverin, tedavisini yaptırmaya karar vermesiyle yeniden hayata dönecekti. Tedavi gördüğü esnada durumunu öğrenip onu bulan Fevziye Özkan, ona sadece evini değil yüreğini de açınca, Maviş onu yarı yolda bırakmayacak gerçek bir dosta hatta bir anneye kavuşmuştu. Bu dostluk Maviş ölene dek devam etti.


Bu yazı vesilesiyle hem Maviş’i anmış hem de hayvan haklarının tavizsiz savunucusu Fevziye Hanım’ı sizlere tanıtmış olmak isterim. Fevziye Hanım bedensel ve ruhsal yaralarına merhem olmak için bir can dostuna yüreğini ilk kez açmıyordu. Onun yüreğinde ve yuvasında kendini bildiğinden beri can dostlarına hep yer vardı.
SEHAYDER (Seferihisar Hayvan Hakları Derneğİ) ve Ege Hayvan Hakları Federasyonu Kurucu Başkanı Fevziye Özkan hayvan hakları adına başardığı tüm güzel işlere, verdiği amansız savaşa rağmen mütevazılığı elden bırakmayan gerçek bir hanımefendi; can dostları söz konusu olduğunda ise gerçek bir amazon. Hayvanlarla ilgili eylemlerinden söz ederken, konuşmanın ana teması olmaktan özenle kaçınan, şahsına ve yaptığı işe yönelik soruları yanıtlarken de her seferinde sözü hayvanların ve hayvanseverlerin yaşadığı sıkıntılara ve olumsuzluklara getiren, tüm hayvanları içine sığdırabilecek kadar kocaman bir yüreğe sahip bir kadın.
Fevziye Özkan, geçmişte belediyelerimizin iyi hizmetlerinden sayılan bir “köpek itlafı” –katliamı demek daha doğru- seansına denk gelip zabıtalara müdahale ettikten sonra, hayvan hakları için örgütlü mücadelenin içinde yer almaya karar vermiş. Onu derinden etkileyen bu katliamı protesto etmek için dönemin belediye başkanına suç duyurusunda bulunmuş. Bilgisayar ve cep telefonlarının henüz yaygınlaşmadığı 90’lı yılların başında etkin bir şekilde telefon ağından yararlanarak “Yaşatarak Çözüm Bulma Girişimi” hareketini başlatmış. Birbiri ardına gelen basın açıklamaları ve toplantılar sonucunda bu harekete basının da ilgisini çekmeyi başarmış. Kendisinin tabiriyle bazen hanım hanımcık bazen de tırnaklarını çıkarta çıkarta masum hayvanların yaşam hakkını savunmuş. Hayvanların yaşam hakkı için verdiği savaşı engellemek isteyenler de fazlasıyla çıkmış karşısına. Ama bürokratik veya insan kaynaklı engellerin, sözlerin hatta sözlü tacizlerin ve küfürlerin hiçbiri onu yıldırmamış. 2009 yılında Ege Hayvan Hakları Federasyonu’nu ve kurucu derneği SEHAYDER’i kurmuş. Ayrıca Hayvan Hakları Koruma Vakıf Başkanı ve HAYKON Federasyonu yürütme kurulu üyesi görevlerini üstlenmiş. Ünlü sanatçı Tarkan’ın da tanıtımında yer alarak desteklediği ve dönemin Belediye Başkanı Tunç Soyer’in örnek projelerinden biri olan 20 dönüm üzerine kurulu Prof. Dr. İsmet Sungurbey Seferihisar Sokak Hayvanları Yuvası’nın açılmasına destek olmuş. Halen de bu yuvanın en çalışkan, vefalı ve disiplinli gönüllülerinden.
Diğer gönüllülerle birlikte yuvadaki hayvanları besliyor, daha da önemlisi sevgisini paylaşıyor. Yuvada kalan can dostları onun kokusunu alır almaz coşkuyla havlamaya başlıyorlar. Kafeslere girince inanılmaz bir sevgi çemberi oluşuyor etrafında. Genelde yanından bile geçmeye cesaret edilemeyen koca koca köpekler dikkat çekmek için her türlü maskaralığı yapmaya başlıyorlar ayaklarının dibinde. İrili ufaklı onlarca köpek kendilerini sevdirmek için adeta yarışıyorlar birbirleriyle. Fakat nedense, içlerinden birkaçı hiç tepki vermiyor. Duvara yaslanmış, köşesine sinmiş hüzünlü gözlerle seyrediyorlar arkadaşlarını. Onlar gibi başını okşatmak ya da sütlü ekmek yemek için yarışmıyorlar. Hiçbir şey umurlarında değilmişçesine, izliyorlar sadece. Fevziye Hanım onların sahipleri tarafından terk edilen köpekler olduğunu ve günlerdir yemekten içmekten kesildiklerini söylüyor. Kısaca onlar hayata küsüyorlar, başlarına geleni kabul edemiyorlar ve bir çeşit ölüm orucu tutuyorlar. Ne acı ki özverili ve vefalı bir can dostu kadar onurlu ve duygulu değil insan. Fevziye Özkan’ı da en fazla bu durum üzüyor. “Onlar için her şeyi yapmaya hazırım ve yapıyorum da. Fakat böyle durumlarda o kadar çaresizim ki. Elimden hiçbir şey gelmiyor. Çünkü ölmeyi seçiyorlar. Kimsenin yardımını ve sevgisini de kabul etmiyorlar” diyor, buğulu gözlerle. Hayvan dediğimiz canlı, ayrılığa dayanamadığı için hayata küsüp ölmeyi seçerken, insan denilen canlı kılını dahi kıpırdatmıyor.
Bazen de çektikleri acılar her hallerinden belli, bedenleri yara izleriyle dolu köpekler çarpıyor gözüme barınakta.
“Hayvana işkence eden, zulüm eden, tecavüz edenler ağır şekilde cezalandırılmalı… Hayvanların üzerinde deneyler yapılmamalı… Hayvanat bahçeleri, sirkler kapatılmalı… Hayvan dövüşleri, avcılık yasaklanmalı. En büyük balığı yakaladığı için bir takım insanlara ödüller verilmemeli. Gazete manşetlerine düşmemeli bu tür ödül haberleri. Sonuçta cinayet ödüllendiriliyor… Mutlaka ama mutlaka hayvanlar sahiplendirilmeli ve kısırlaştırılmalı… Seferihisar Belediyesi’ne hayvan hakları konusundaki hassasiyeti ve bize kazandırdığı bu yuva için şükran borçluyuz. Ah! Keşke Pazar günleri de yuvamız açık olsa böylece hayvanlarımız daha çok sahiplenilse. Sonuçta onların sürekli yaşayabileceği yerler değil buraları… Ne yazık ki hayvanlara bir kap mama, bir kap su veren hayvan dostlarına düşman gözüyle bakanlar, onları engellemeye çalışanlar var… Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarından destek şart. Aramızda koordinasyon şart” diyor Fevziye Özkan, bazen öfkeli bazen de hüzünlü. Öylesine dertli, öylesine acı dolu ki yüreği. Ama yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen güçlü ve kararlı. Sonuna kadar inanıyor, hayvan hakları için verdikleri savaşı hayvan dostlarının her şeye rağmen bir gün kazanacağına.
Sevgi emekti değil mi?