3 Kas 17° İstanbul — Yağmurlu

Google'da tercih et

Çocukların sağlığı için ortak çağrı: Kurşunsuz bir çevre, her okulda ücretsiz yemek

Çocukların sağlıklı büyümesi ve eğitim hakkından yararlanabilmesi, yaşadıkları çevreyle ve yeterli beslenmeye erişimleriyle doğrudan ilişkili. İzmir Okul Yemeği Koalisyonu, 18–24 Ekim Uluslararası Kurşun Zehirlenmesini Önleme Haftası nedeniyle yayımladığı açıklamada bu ilişkiye dikkat çekerek kamu kurumlarına çağrıda bulundu.

Kurşun maruziyetinin çocukların sağlığını ve öğrenme becerilerini olumsuz etkilediğini vurgulayan koalisyon, yoksulluk ve yetersiz beslenmenin riskleri ağırlaştırdığını belirtti. Kirliliğin kaynağında önlenmesini isteyen koalisyon, bütün okullarda ücretsiz, sağlıklı bir öğün ve güvenilir içme suyu sağlanmasını talep etti. Açıklamada, çocukların sağlık, beslenme ve eğitim haklarının ailelerinin gelirine ya da yaşadıkları yere bağlı olamayacağı; bu hakları korumanın öncelik verilmesi gereken kamusal bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

İZMİR OKUL YEMEĞİ KOALİSYONU BASIN AÇIKLAMASI

18–24 Ekim Uluslararası Kurşun Zehirlenmesini Önleme Haftası nedeniyle açıklama

Çocukları kurşundan korumak, sağlıklarını ve eğitim haklarını korumaktır

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 18–24 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenen ‘14. Uluslararası Kurşun Zehirlenmesini Önleme Haftası’nın temasını “Tespitten Önlemeye” olarak belirledi. Dünyada pek çok ülkede hafta boyunca sürdürülen kampanyada, kurşun maruziyetinin çoğu zaman fark edilmediğine, farklı kaynaklardan gerçekleşebildiğine ve çocukları korumak için bu kaynakların bulunup ortadan kaldırılması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Kurşun, vücutta birikebilen ve sinir sistemi başta olmak üzere kalp-damar, böbrek, sindirim ve kan yapım sistemlerine zarar verebilen çok toksik bir kimyasal maddedir. DSÖ’nün aktardığı tahminlere göre 2023 yılında dünya genelinde 3,5 milyondan fazla ölüm kurşun maruziyetiyle ilişkilendirilmiştir.

Kurşun, çocukların sağlığına ve gelişimine ciddi zararlar verir. Kurşun zehirlenmesine en hassas kesim çocuklardır. DSÖ’ye göre çocuklarda güvenli kabul edilebilecek bir kan kurşun düzeyi yoktur. Düşük düzeylerdeki maruziyet bile çocukların beyin gelişimini, öğrenme ve dikkat becerilerini olumsuz etkileyebilir.

Kurşun maruziyeti davranış sorunlarına, kansızlığa, böbrek işlevlerinde bozulmaya ve ağır durumlarda yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açabilir. Üstelik gelişmekte olan beyin üzerinde oluşan bazı zararlar kalıcı olabilir.

Kurşun maruziyeti çocukların eğitim hakkını da ilgilendiren ciddi bir sorundur

Kurşunun sinir sistemi üzerindeki toksik etkileri çocukların öğrenme, dikkatini toplama, hatırlama ve okul çalışmalarını sürdürme becerilerini olumsuz etkileyebilir. Öğrenme güçlükleri ve davranış sorunları yaşayan bir çocuğun eğitim hayatında karşılaştığı zorluklar yalnızca bireysel özellikleriyle ya da ailesinin koşullarıyla açıklanamaz. Yaşadığı çevredeki toksik kimyasal kirliliği de bu sorunların nedenlerinden biri olabilir. Kurşun maruziyetinin bir çocuğun öğrenme becerilerine zarar vermesi, eğitim hakkından tam olarak yararlanmasını da engelleyebilir. Oysa her çocuğun sağlıklı gelişme, öğrenme becerilerini kullanabilme ve yeteneklerini geliştirebilme olanağına sahip olması gerekir.

Kurşun maruziyeti, yoksulluğun ve çevresel eşitsizliklerin yükünü ağırlaştırır

Kurşun içeren boyalar, kirlenmiş toprak ve toz, içme suyu, bazı gıdalar, seramik kaplar ve çeşitli tüketici ürünleri önemli maruziyet kaynakları arasında yer alıyor. Sanayi tesislerinin, madenlerin, akü üretimi ve geri dönüşüm faaliyetlerinin yakınında yaşayan çocuklar ise daha yüksek çevresel maruziyet riskiyle karşılaşabiliyor.

Yoksulluk, bu riskleri daha da ağırlaştırabiliyor. Eski ve sağlıksız konutlarda, çevresel kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde büyüyen, güvenilir suya ve yeterli beslenmeye erişemeyen çocuklar birden fazla riskle karşı karşıya kalabiliyor. Bu çocukların sağlıklarını koruyabilmeleri, ailelerinin ekonomik olanaklarına bırakılamaz. Nerede doğduğu ve hangi koşullarda büyüdüğü, bir çocuğun sağlık ve eğitim olanaklarını belirlememelidir. Yoksulluk ve çevresel kirliliğin yol açtığı eşitsizlikler, çocukların yalnızca bugünkü sağlıklarını değil, gelecekteki yaşam olanaklarını da olumsuz etkiler.

Kurşun maruziyetinin öğrenme ve bilişsel gelişim üzerindeki olumsuz etkileri eğitimde var olan eşitsizlikleri daha da derinleştiren önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülmelidir. Bu sorunun çözümü çevre kirliliği ile kaynağında mücadele etmek ve çocukların sağlıklı beslenmesini sağlayacak kamusal önlemleri almaktan geçiyor.

Ücretsiz okul yemeği çocuk sağlığını koruyan bir kamusal önlemdir

Kurşun maruziyeti ile beslenme arasında önemli bir ilişki bulunuyor. Demir ve kalsiyum yetersizliği, kurşunun sindirim sisteminden emilimini artırabilen etkenler arasında yer alıyor. Yetersiz ve dengesiz beslenen çocuklar, bu nedenle kurşunun zararlı etkileri karşısında daha kırılgan hale gelebiliyor.

Çocuklara okulda her gün ücretsiz, yeterli ve dengeli bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanması, besin öğesi yetersizliklerinin azaltılmasına katkıda bulunabilir. Özellikle demir, kalsiyum ve çinko gibi mineralleri yeterli miktarda içeren, sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarıyla çeşitlendirilmiş öğünler çocukların büyüme ve gelişimini destekler. Ancak yeterli ve dengeli beslenme, kurşun maruziyetine bağlı bazı riskleri azaltmaya yardımcı olsa da çocukları kurşundan korumanın temel yolu, maruziyete neden olan kaynakları belirlemek ve ortadan kaldırmaktır. 

Açlık, çevresel maruziyetler, gıda güvencesizliği ve besin öğesi yetersizlikleri çocukların fiziksel büyümesini, dikkatini, öğrenmesini ve okul yaşamına katılımını olumsuz etkileyebilir. Okulda sunulan sağlıklı bir öğün, bu sorunların azaltılmasına ve çocukların kendilerini daha iyi hissetmelerine katkı sağlayabilir. Dünya Gıda Programı’nın çalışmaları da okul yemeği uygulamalarının çocukların beslenmesini ve eğitime erişimini desteklediğini gösteriyor.

Sağlıklı beslenme her çocuğun hakkıdır. Bu nedenle okul yemeği yalnızca yoksul çocuklara yönelik bir destek olarak değil, bütün çocukların yararlanabileceği kamusal bir hizmet olarak ele alınmalıdır. Her çocuğa ücretsiz bir öğün sağlanması, çocukların beslenme hakkını güvence altına alırken yoksulluk nedeniyle ayrımcılığa ve damgalanmaya maruz kalmalarını da önlemeye yardımcı olabilir.

Tespitten önlemeye geçmek için kamusal sorumluluk üstlenilmelidir

Uluslararası Kurşun Zehirlenmesini Önleme Haftası nedeniyle kamu kurumlarına çağrımızdır:

Çocukların kan kurşun düzeylerini izleyen, özellikle riskli bölgelerde erişilebilir tarama sağlayan bir sağlık sistemi oluşturulmalı; gıda, toprak, toz, su ve tüketici ürünlerindeki kurşun kirliliği düzenli olarak ölçülüp sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Sanayi ve geri dönüşüm kaynaklı kirlilik önlenmeli, kurşun içeren boyalara yönelik bağlayıcı düzenlemeler ve etkili piyasa denetimleri güçlendirilmelidir. Bütün okullarda güvenilir içme suyuna erişim ve her çocuğa ücretsiz bir öğün sağlanmalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün “Tespitten Önlemeye” çağrısı, çocukların kanında kurşun tespit etmek ve tedavi sunmakla yetinmemek gerektiğini hatırlatıyor. Çocukların kurşuna hangi kaynaklardan maruz kaldığı belirlenmeli ve bu maruziyet önlenmelidir.

İzmir Okul Yemeği Koalisyonu olarak çocukların sağlık, yeterli beslenme, temiz bir çevrede yaşama ve eğitim haklarını birbirinden ayrı görmüyoruz. Çocukların sağlığı, eğitim hakkı ve geleceği, ailelerinin gelir düzeyine veya yaşadığı yere bağlı olmamalıdır.

Çocukların kurşun maruziyetini önlemek, her çocuğa ücretsiz, sağlıklı ve güvenilir bir okul yemeği ile temiz ve güvenilir içme suyu sağlamak, bir tercih ya da lütuf değil, öncelik verilmesi gereken kamusal sorumluluklardır.

Ülke kaynakları bu kamusal sorumluluğu yerine getirmek için yeterlidir. Sorun, ülke kaynaklarının yetersizliği değil, bu kaynakların çocukların sağlığı ve geleceği için kullanılmasına yeterince öncelik verilmemesidir.